1954 'ten bugüne BURDUR'DA    e-posta : yenigungazete@ttmail.com

Ticaret Borsası Başkanı Başar Yeni Gün’e konuştu: “SÜT SEKTÖRÜNDE HERKES HAKKINI ALMALI”

20 Ocak 2018, Cumartesi, 6:40 | Ekonomi, Manşet, Sürmanşet | 343 kere okundu | Bu haberi Facebook'ta Paylaş

Temel geçim kaynağının süt üretimi olduğu Burdur’da Ulusal Süt Konseyi’nce belirlenen yeni çiğ süt taban-referans fiyatları geride bıraktığımız haftada yerel gündeme damgasını vuran gelişmelerden biri oldu. 1,40 lira’dan 13 kuruş artarak 1,53 TL’ye yükseltilen süt fiyatlarını gazetemize değerlendiren Veteriner Hekim Burdur Ticaret Borsası Başkanı Yılmaz Başar çarpıcı mesajlar verdi.

Gazetemiz Muhabiri Filiz Eryılmaz’a konuşan Borsa Başkanı Başar’ın açıklamalarında öne çıkan pasajlar şöyle:

“16 Ocak 2018 tarihinde Ulusal Süt Konseyi Ankara’da yaptığı toplantı sonucunda çiğ inek sütünün referans fiyatını 1.44 olarak açıkladı. Buna da 0,09 TL litre başına hizmet bedeli ekledi. Sütün 1.53 TL’ye kadar çıkması ile ilgili bir karar aldı. Bir önceki süt fiyatı 1.40 TL idi. Süt’ün fiyatından ziyade, maliyetinin kontrol edilmesi gerekiyor. Bir litre sütü üretici kaç paraya mal ediyor ve kaç paraya satıyor? Aradaki fiyat farkı neden kaynaklanıyor? Bunlara bakmak lâzım.

Tabi hiç zam alamamaktansa, zam almak mutlaka sevindirici. Ama sadece zam alması için yapılan fiyat yükseltilmesi de düşündürücü. Biz her seferinde şunu söyledik. Süt’ü bir üreten var, bir işleyen var ve bir de tüketen var. Bu üçgende kimsenin zarar görmemesi gerekiyor. Yani marketten bu süt ve ürünlerini alan tüketicimiz var. Onları da düşünmek zorundayız. Tabi onları rafa getiren bir sanayicimiz var. Tabi bir de kimse göz ardı etmesin sabahın beş’inde, soğuk’ta, sıcak’ta süt sağan, hayvanların bakımlarını yapan üreticilerimiz var. Kimsenin hakkını yedirmemek gerekiyor. Çiftlikten sofraya uzanan bu halkada herkesin hakkını alması gerekiyor ve tüketicinin de daha ucuz ve kaliteli gıda tüketmesi gerekiyor.

Biz defalarca söyledik. Süt’ün bir maliyet hesabı yapılsın, bu maliyet hesabının üzerinden gidilmesi gerekiyor. Biz şunu da net şekilde söylüyoruz. Biz çiftliklerimizde çalışan kişilerin asgari ücretle çalışmasına razıyız. Hatta daha düşük fiyata çalışmalarına bile razıyız. Çünkü bazen o kadar bile para geçmiyor ellerine. Toplamayı, çıkarmayı yaptığınızda sıfıra sıfır elde var, yine sıfır bir sonuçla karşılaşıyoruz.

Çünkü; hayvancılıkta esas olan bir yem tüketimi var. O hayvanın doyması için bir yem tüketimi ve hayvanın başka ihtiyaçları da var. Hasta olduğu zaman veteriner masrafları var, buzağı alabilmek için tohumlama masrafları var. Hepsini üst üste koyduğunuzda 1.53 olduğunda çok memnun edici bir fiyat skalasında değiliz.

Ama bunun da üstü raf fiyatlarının yükselmesi ve tüketicimizin daha yüksek fiyatlarda ürün almasına tekabül eder. O zaman da ithalata başvurulur. İçeriye dışarıdan ithal hammaddeler ve ürünler girer. Tabi biz bunun hiçbirini istemiyoruz. Bizim istediğimiz şey öncelikle girdi maliyetlerimizi düşürmemiz gerekiyor. 1.53 TL’lik süt için benim üreticim yaklaşık 1.2’ye yakın bir maliyette yem alıyor. Bir de bunun samanı var. Diğer kaba yemleri var. Dediğimiz gibi sütün fiyatının 1.53 TL’ye çıkması ‘bizi memnun etmiş midir?’ sorusuna ben üreticilerimiz adına söyleyeyim; ‘memnun etmedi’.

Ama şunun altını da çizerek söyleyeyim. Biz 1.53 ile de süt üretmeye devam ederiz. Yeterki süt’ümüzü 1.53’den satsak da paramızı zamanında versinler ve bize ticari baskı yapmasınlar. Ticari baskıdan kastımız yem dayatması veya farklı ürünleri satma dayatması yapmasınlar. Şimdi Sütçü sütçülüğünü, Etçi etçiliğini, Yemci yemciliğini bilmesi gerekir. Serbest piyasanın hakim olduğu bir ülke herkes ticaretinde özgürdür. Kimsenin ticaretine karışmıyoruz. Sadece bizim uyarmamız gereken tek şey, zorla ticaretin yapılması. ‘Benim yemimi almazsan, sütünü kullanmam’ baskısı maalesef bizi son derece üzüyor ve ekonomik anlamda para kaybımıza neden oluyor. Ulusal Süt Konseyi olsun, Tarım Bakanlığımız olsun süt fiyatından önce bazı mental sorunları da ortadan kaldırması lâzım. Girdi fiyatlarının aşağıya çekilmesi ve bu dayatmaya bağlı ticaretin de engellenmesi gerekiyor diye düşünüyorum.”

Filiz ERYILMAZ

YORUM YAZ

  • Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.
  • Henüz yorum yapılmamış.