1954 'ten bugüne BURDUR'DA    e-posta : yenigungazete@ttmail.com

‘Tarih kenti Burdur’a yakışan organizasyon

24 Aralık 2015, Perşembe, 7:06 | Kültür, Manşet, Sürmanşet | 1.114 kere okundu | Bu haberi Facebook'ta Paylaş

Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi (MAKÜ) 24 Aralık Perşembe günü şehrimizde ülkemizin yetiştirdiği en önemli Arkeologlardan biri olan Prof. Dr. Fahri Işık onuruna bir etkinlik düzenledi. Burdur’daki bu organizasyon dokuz bin yıllk geçmişi bulunan, zengin tarih ve kültür birikimini bünyesinde barındıran Burdur’a yakışan bir program oldu. Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi (MAKÜ) Göller Yöresi Arkeoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından Prof.Dr. Fahri Işık onuruna ‘Güncel Arkeolojik Araştırmalar Işığında Eski Anadolu Kültürlerine Bakış’ konulu Kolokyum (Bilimsel ve fikrî konularda görüş alışverişinde bulunmak ve tartışmak üzere yapılan akademik toplantı) düzenlendi. İki gün sürecek Kolokyumda bilim insanları tarafından arkeolojik kazılarla ilgili sunumlar yapıyor.

Fahri Işık, ‘Anadolu Uygarlıkları’ denilince ilk akla gelen isimlerin başında geliyor. Bilindiği gibi; Batı’da, Avrupa’da yaygın bir kanaat var. 200 yıldan beri işlenegelen Batı’da peşin kabul gören teze göre; Batı uygarlığı’nın temelinde Yunan uygarlığı ve kültürü var. Dolayısıyla Batı her şeyini Yunan medeniyetine borçlu görüyor…

Batı bilim çevreleri bu iddiayı bilimsel bir gerçek olarak görüyor. İşte; bu teze karşı çıkan,   Erzurum ve Antalya üniversitelerinde Arkeoloji bölümlerini kurduktan sonra Burdur’da yeni bir bölümün kuruluşuna katkı veren Prof. Dr. Fahri Işık, tam 25 yıldır bunun aslında böyle olmadığını anlatan makaleler yazıyor. Yapılan yeni kazı ve araştırmalara dayanarak, Batı Anadolu’da yaratılan, ancak adına Yunan denen uygarlığın aslında Anadolu’nun tarih öncesi zamanlarından zenginleşerek gelen alaşımın ürünü olduğunu ortaya koyuyor.

Kolokyuma; Vali Hasan Kürklü, Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü Kazılar Dairesi Başkanı Melik Ayaz, Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Rektör Yardımcıları Prof.Dr. Durmuş Acar, Prof.Dr. Mehmet Karaca, Prof. Dr. Fahri Işık ile bilim insanları ve öğrenciler katıldı.

Kolokyumun açılış konuşmasını yapan Göller Yöresi Arkeoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Yrd. Doç.Dr. Şükrü Özüdoğru Kolokyumu düzenleme amaçlarını “özellikle doktora aşamasındaki tez danışmanlıkları döneminde yetiştirdiği, ülkemiz arkeolojisine kazandırdığı öğrencileri ve bilim insanları olarak bizlerin hocamız Prof.Dr. Fahri Işık’ı Eski Anadolu kültürleri odaklı bir bilimsel etkinlikle onurlandırmak” olarak ifade etti.

Burdur Müze Müdürü Hacı Ali Ekinci ise “bölgemizin zengin kültür tarihi günümüzden 9 bin yıl öncesine kadar varmaktadır. Arkeolojik araştırmalar ile Anadolu Kültür tarihine yapılan katkılardan en önemlilerden birisi de muhakkakki Prof. Dr. Fahri Işık’ın 1989 yılında başlattığı Patara kazısıdır.” dedi.

MAKÜ Rektör Yardımcısı Prof.Dr. Durmuş Acar ise Fahri Işık’ın öncülük ederek değerli bilim adamları yetiştirdiğini kaydetti. Bu toplantı ahde vefanın güzel bir örneğidir. Öldükten sonra kıymet bilmekten ziyade yaşarken kıymet bilmek gerekir” dedi.

Kolokyumda konuşan Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü Kazılar Daire Başkanı Melik Ayaz “Fahri Hoca’yı anlatmak çok zor. Yaşamak gerekir. Fahri Hoca bilimsel çalışmalarını dar bir kalıp içinde tutarak bununla yetinen, ünvanına sığınan bir insan değil.Hem arkeoloji dünyasında tanınan bir bilim insanı, aynı zamanda abilik ve dostluk vasfı olan birisidir” dedi.

Melik Ayaz, Işık’ın çok boyutlu bir insan olduğunu belirterek; “Kendisi arkeoloji dünyasında edindiği bilgiyi paylaşan, geleceğe ışık tutan, insan yetiştiren birisidir. Fahri hoca unvanına sığınan bir insan değildir. Hem arkeoloji dünyasında tanınan bir bilim insanı, aynı zamanda abilik ve dostluk vasfı olan birisidir” dedi. Ayaz, Türkiye’de yapılan arkeolojik çalışmaların mevcut yasalar gereği Kültür ve Turizm Bakanlığının izni ve koordinasyonunda yürütüldüğünü hatırlattı.

‘KAZIDAN ÇOK KORUMA ÇALIŞMALARINI ESAS ALIYORUZ’

Bakanlık olarak 2000’li yıllardan itibaren bu kapsamda bir politika değişikliği yaptıklarını anlatan Ayaz, kazıdan çok koruma çalışmalarına ağırlık verdiklerini bildirdi. Bütün bilim insanlarının hemfikir olduğu bir konu bulunduğunu vurgulayan Ayaz, “Koruma çalışmaları yapılmadığı takdirde kazı bir tahribattır. Kazıdan çok koruma çalışmalarını esas alıyoruz. Arkeolojik alanları ortaya çıkarmak fevkalade güzel ama önemli olan ortaya çıkan taşınır ve taşınmazların korunması, çevre düzeninin yapılması ve turizme kazandırılmasıdır” diye konuştu.

Arkeolojik faaliyetlerin yasal olarak Bakanlar Kurulu kararları ile Müze müdürlüklerinin başkanlıklarında sürdürüldüğünü belirten Ayaz, şöyle konuştu: “2015 yılı içinde 529 arkeolojik faaliyet, kazı ve araştırma gerçekleştirdik. Bakanlar Kurulu kararıyla 120 kazı, 36 da yabancı çalışma, AB ülkeleri, ABD, Avustralya’ya, Japonya’ya kadar bilim insanları çalışma gerçekleştirdi. Burdur’un bu sayı içindeki payı önemlidir. Bakanlar Kurulu kararıyla 3 kazımız, 4 yüzey araştırmamız var. Burdur’un arkeolojik potansiyelinin ne kadar zengin olduğunun farkındayız, değerlendiriyoruz. İnşallah bu sayının artarak devam edeceğine inanıyorum. Türkiye’deki bütün kazılara örnek olarak Sagalassos Antik Kenti’ni ve Patara’yı gösteriyoruz.”

Ayaz, gittikçe artan kazılar sonucu ortaya çıkan taşınmazların sergileneceği ve tanıtılacağı Müzelerin olması gerektiğini vurguladı.

Çıkan eserlerin restorasyon ve konservasyonlarının yapılması için koruma laboratuvarları oluşturulması gerektiğine işaret eden Ayaz, “Daha önce bir tane İstanbul laboratuvarımız varken, bugün bölgesel bağlamda 13 konservasyon laboratuvarı açıldı” dedi.

Ayaz, arkeoloji alanında Türkiye’ye uluslararası anlamda olağanüstü bir ilginin olduğunu kaydetti. Türkiye’nin UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde hak ettiği yere gelmesi konusunda özellikle Bakanlığın ciddi gayretleri olduğunu anlatan Ayaz, “Bu yıl Efes, Diyarbakır surları ve Hevsel Bahçelerinin alınmasıyla bu sayımız 15’e yükseldi. Bu Türkiye için önemli bir girişimdir. Gayretlerimizle tanıtımlarımızla bu sayımızı daha yüksek bir noktaya taşıyacağız. 163 ülke arasında 17. sıradayız. Bu sırayı gelecekte Türkiye arkeolojisinin layık olduğu noktaya getirmiş olacağız” ifadesini kullandı.

‘MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’E TEŞEKKÜR EDERİM’

Prof. Dr. Fahri Işık ise; yetiştirdiği öğrencilerin geleceğe parlak ışıklar yayacağını söyledi. Işık, “Aydınlık bir yol açtığı için Mustafa Kemal’e teşekkür ediyorum. Bana böylesi öğrenciler ve evlatlar verdiği için Allah’ıma şükrediyorum” dedi.

Akdeniz Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Nevzat Çevik, Işık’a, üzerinde Truva Savaşı’nın anlatıldığı bir anmalık verdi. İki gün sürecek kolokyum kapsamında Türkiye’nin çeşitli illerinden gelen akademisyenler, arkeolojiyle ilgili sunumlar ve konuşmalar yapıyor.

Akdeniz Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Nevzat Çevik, açılış oturumunun ardından Fahri Işık’a, üzerinde Truva Savaşı’nın anlatıldığı bir anmalık verdi.

Hacer ZEREN

YORUM YAZ

  • Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.
  • Henüz yorum yapılmamış.