1954 'ten bugüne BURDUR'DA    e-posta : yenigungazete@ttmail.com

Nejdet İlgün gazetemize konuştu: “İnsuyu’nda içme suyu rezervi olduğu için; KAÇAK YAPILAŞMA OLMAMALI!”

15 Ağustos 2015, Cumartesi, 5:32 | Çevre, Gündem, Manşet, Siyaset, Sürmanşet | 976 kere okundu | Bu haberi Facebook'ta Paylaş

Önceki dönem Burdur belediye başkanlarından Ahmet Nejdet İlgün gazetemize, İnsuyu havzasına ilişkin bugüne kadar bildiğimiz zannettiklerimizi ters-yüz edecek açıklamalar yaptı. İlgün, “İnsuyu Havzasında bırakın kaçak yapı yapıyı, kaçak sondaj, kaçak elektrik kullanmayı, bölgede sulu tarımın yapılmasının bile yasak olduğunu” iddia etti. İlgün’ün açıklaması, İnsuyu dışında yeni bir içme suyu bulunmadığı takdirde o bölgede fasulye üretiminin bile olmaması gerektiği anlamına geliyor. İlgün’ün bu açıklamaları kamuoyunda çok konuşulacağa benziyor.

Geçmiş dönem belediye başkanlarından Nejdet İlgün, görev yaptığı dönemde, İnsuyu bölgesindeki kaçak yapıların yıkılması için büyük mücadeleler verdiğini, bu nedenle en yakın arkadaşlarını bile karşısına aldığını, hatta tehdit telefonları aldığını belirtiyor… Görev yaptığı dönemde, İnsuyu havzasındaki 24 kaçak yapıdan 13’ünü yıktırdığını söyleyen İlgün, başkanlığı devrettiğinde 11 kaçak yapının, konunun hassasiyeti anlaşılamadığı, göz yumulduğu için bugün kaçak bina sayısının katlanarak arttığını söylüyor.

MÜCAVİR ALAN OLMASINDAN DEĞİL, İÇME SUYU REZERVİ OLDUĞU İÇİN KAÇAK YAPI YASAK

Burdur’da 1999 yerel seçimlerinde CHP’den Burdur Belediye Başkanlığı seçimini kazanan, 1999-2004 yılları arasında başkanlık görevini yapan A. Nejdet İlgün, İnsuyu bölgesindeki kaçak yapılarla ilgili gazetemize çarpıcı açıklamalar yaptı. Özellikle, bölgenin ‘mücavir alan’ olmasından değil, ‘Burdur’un içme suyu havzası olmasından’ dolayı kaçak yapıya izin verilmediğinin altını çizen İlgün, merhum belediye başkanı Armağan İlci ve sonrasında kendisinin görev yaptığı verdiği dönemde, İnsuyu’nda kaçak yapılara karşı ciddi mücadeleler verdiklerini belirterek, yapılan çalışmaları Muhabirimiz Hacer Zeren’e anlattı.

Nejdet İlgün, kendisinden önceki belediye başkanı Armağan İlci’nin İnsuyu havzasında kaçak yapılar için epey mücadele ettiğini ancak o dönem kaçak yapıların kontrol altına alınamadığını belirterek, “Armağan İlci döneminde orada, bu kadar yapılaşma ve zirai ilaçlama mümkün değildi. Orada bir tek benzin istasyonu yapılıyordu, ona da müsaade etmedi. Zaten, İnsuyu Burdur’un içme suyu havzası olduğu için biz suyu başka yerlerden getirmek için somut girişimlerde bulunduk. Aziziye, Taşkapı, Tekkegözü gibi Burdur’da ne kadar çok doğal su kaynağı varsa getirmeye çalıştık. Ben görev yaparken, dönemin Valisi Kadir Koçdemir ‘ben Taşkapı’dan bu suyu getirteceğim’ dedi. En sonunda bu işe siyaset girdi. Su‘yun siyasete alet edilmesi kadar kötü bir şey yoktur. Bunu sağcısı da solcusu da içiyor neticede.” ifadelerini kullandı.

BAŞKA KAYNAKLARDAN SU GETİRME ARAYIŞI

Görev yaptığı dönemde, Senir’den su getirmek için protokol yapıldığını hatırlatan ve projenin % 30’unun bittiğini anlatan İlgün, “Biz olaya teknik baktık, boruları göl’ün tabanından getirmeye çalıştık. Bizden sonra 10 yılda bu proje tamamlanamadı. Burdur’un içme suyu konusunda 10 yılı gitti. Ben vatandaşıma çok ucuz su içirmek istediğim için bu girişimlerde bulundum. Ayrıca 61 km’lik Salda Gölü’nden de getirecektik. Arıtmasız, bunu içmek kesinlikle mümkün. Arıtma işin içine girince suyun vatandaşa maliyeti daha yüksek olacaktı. Benden sonraki süreçte, ‘Senir suyu buradan değil de gölün çevresinden gelseydi filan’ dendi. Ben cevap vermedim. E biz bilmiyor muyduk? Geliş yolu 12 km. Kaynak ile Belediye su deposuna giren alan 12 km. Dolaştırırsan 54 km. Ayrıca sadece Burdur ile ilgili değil su‘yun getirilmesi. Senir Belediyesi, Kılıç Belediyesi , Keçiborlu Belediyesi, Isparta Belediyesi ile de görüşmen gerekiyor. Çok fazla bürokrasi var. Zaten paramız yoktu. Biz bunları düşünmemişiz gibi beyanatlar verdiler ama ses etmedim.” diye konuştu.

Burdur’un içme suyu rezervi konusunda başka bir alternatifi olmadığına vurgu yapan Nejdet İlgün, şunları söyledi: “Biz Senir’den suyu getirsek bile karıştırıp verecektik. Senir suyunun içme suyu kalitesi sertlik derecesi 16. Sağlık açısından % 22-23 sular yararlı. Çine Ovasında kurak geçen aylarda 50-60 oranını bile geçmiştik. Bunun için suyu karıştırıp vermek gerekiyordu. Bizim Çine Ovasındaki suya ihtiyacımız var.

24 YAPININ 13’ÜNÜ YIKTIM

Göreve geldiğimizde 24 tane kaçak yapı vardı. Biz iş makinalarını kullanma anlamında son derece temkinli davranırdık. Biz boş vaktimizde kaçak yapıları yıkmaya giderdik. 24 tane kaçak yapının 13’ünü yıktım. 11 tane kalmıştı. Sonra seçim kaybettik. Aslında hepsi yıkılacaktı ama vaktimiz olmadığı için. Yani, yıkımdan sonra kaçak yapıya orada izin verilmeseydi, bugün bu yapılar olmayacaktı! O 11 yapıya on yıllık süreçte pek çok kaçak yapı eklendi.”

SULU TARIM YASAK!

Nejdet İlgün, İnsuyu bölgesindeki fasulye üreticilerini de yakından ilgilendiren bilgileri paylaştı. Bölgede, sulu tarım yapılmasının bile yasak olduğunu öne süren İlgün, “Orada sulu tarım yapmak da yasak. Kimyasal madde kullanmak, sulu tarım yapmak, hayvancılık yapmak yasak. Şimdi hepsi de yapılıyor.” şeklinde konuştu.

BAŞKA BİR İÇME SUYU KAYNAĞI BULABİLSEK, İNSUYU BÖLGESİNE UYDUKENT YAPACAKTIK

Nejdet İlgün, İnsuyu bölgesinde Uydukent yapma planları olduğundan da ilk kez bahsetti. Burdur’a başka bir kaynaktan su getirmeyi başarmaları halinde, İnsuyu havzasında Uydukent yapma planları olduğunu açıklayan İlgün, Çine Ovası’nın imara açılması ile ilgili açıklamaları da değerlendirerek, bunun yasal olarak mümkün olmadığını dile getirdi.

İşte; İlgün’ün gündem yaratacak açıklamaları:

“Herkes ‘Çine Ovası’nı imara açacaksın’ diyor. Aklın yolu bir. Herkes bunu düşünür ama yetmiyor, olmuyor. Salda Gölü’nden getirmeyi planladığımız su arıtmadan olmuyor. Şimdi Burdur’un su ihtiyacı 300-350 litre bildiğim kadarıyla. Oradan gelen suların yetmesi de mümkün değil. Senir’in biran önce katkı sağlaması lazım. Çine Ovası’nı yerleşime açacağım demek kolay, fakat yasal olarak mümkün değil.

BURDUR’UN SU REZERVİ ORADA

Burdur’un su rezervi orada. Sadece Belediye’yle, Valilik’le olacak iş değil. DSİ zaten bu işi yasaklamış, orası mücavir alan değil yani. Kuru tarımdan başka tarım yapılamaz. Sulu tarım kesinlikle yapılamaz. Türkiye’nin borsası haline gelen fasulye bile orada üretilemez. Maalesef çok acı bir gerçek bu. Sadece yağışlarla büyüyen arpa, buğday gibi tahıllar ekilebilir.

KİMLER SORUMLU?

11 yapı kaldı ve vicdanen rahatsızım ama görevim gereği yapmak zorundaydım, bu yüzden o yapıları yıktım. Son derece samimi bir arkadaşımın bile evini yıktım. İçim huzurlu değildi. ‘Kusura bakma arkadaşım’ dedim. Biz Çine Ovası’nı gerektiği gibi kullanma anlamında elimizden geleni yaptık. Oradan TEDAŞ, DSİ, Özel İdare gibi kurumlarda sorumlu. O kadar çok kaçak pompa var ki! Çine Ovası’nda 50 yıl önce elinizle toprağı kazdığınızda 40 cm’den su çıkardı. Şimdi 3-5 metreden su çıkıyor.

SUYU HOYRATÇA KULLANDIK

Bizim en büyük kaybımız turizm. İnsuyu’nun 9 tane gölü vardır. Şimdi bir tane su yok. Turizmde bitmiş vaziyette. 1967’de ben orada rehberlik yapıyordum. Hayatımda öyle güzel bir yer görmedim. Bizim İnsuyu’nun onda biri etmeyecek Damlataş Mağarası halen turizmde öndedir, koruma altında. Su’yun hoyratça kullanılması Çine Ovası’nı bu hale getirmiştir.

İNSUYU HAVZASINA SAHİP ÇIKILDIĞINA İNANMIYORUM

Şu anda görevde olan tüm arkadaşlarımın buraya sahip çıkması gerektiğine inanıyorum. Kesinlikle sahip çıkması gerekilen bir yer. Şimdi Üniversite Yerleşkesi de o bölgeye yakın bir yerde. Üniversite yapılaşması, mücavir alanın dışında. Eğer o bölgeye, İnsuyu’na yapılacak olsaydı buna da karşı çıkardım. Su’dan başka var mı? Susuz yaşanıyor mu?

Fasulye Borsası haline gelen Çine Ovası’nda bundan nasıl caydırılabilir bilmiyorum. Bununla Tarım İl Müdürlüğü’nün de ilgilenmesi lazım. Fasulyeden elde edilen kar’ın, oradaki insanları mağdur etmeyecek şekilde, kuru tarımla yapılacak ürünlerin ekilmesine yönlendirilmesi lazım. Başka türlü kurtulamaz. TEDAŞ kesinlikle kaçak elektriğe müsaade etmeyecek, etmemeli!

KAÇAK SONDAJLAR İSTENSE DURDURABİLİR

İzinli olan projesi olan sondajların dışındaki sondajları tespit etmek çok kolay. Bunların hepsinin kaldırılması lazım. Belediye, ‘Valilik, Özel İdare ile görüşüp, siz gerekli işleri yapın ben de kaçak yapıları yıkıyorum’ dese kimse bir şey diyemez.

Bu Burdur’un kaderi. O su olmazsa Burdur burada olmaz. Bizim getirdiğimiz su Burdur’un tamamına yetebilecek bir su değil. Burdur’un geleceği , içme suyu ihtiyacı yine Çine Ovası’nda.”

Hacer ZEREN

YORUM YAZ

  • Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.
  • Henüz yorum yapılmamış.