1954 'ten bugüne BURDUR'DA    e-posta : yenigungazete@ttmail.com

Mahir Öztürk, ‘ERMENİ MESELESİ’ kitabı yayınlıyor

11 Ağustos 2015, Salı, 7:10 | Manşet, Sürmanşet | 457 kere okundu | Bu haberi Facebook'ta Paylaş

Emekli veteriner hekim, ressam ve araştırmacı Mahir Öztürk, Ermeni Meselesi’ni konu alan, 15 yıllık çalışmanın ürünü olan 8 ciltlik bir kitap hazırladı. Kent Konseyi Başkanlığı’ndan ayrıldıktan sonra, kendisine resim çalışmalarını yapmak ve kitabını tamamlamak için özel bir ofis tutan Öztürk, kitabı bittikten sonra baskıya verecek.

Burdur’da, eski Burdur fotoğraflarından oluşan, açtığı sergileriyle tanınan, Temmuz ayına kadar Kent Konseyi başkanlığı görevini yürüten Mahir Öztürk, çok konuşulacak bir çalışmaya imza atmaya hazırlanıyor. Üniversite dönemlerinde Ermeni meselesine ilgi duyan ve araştırmalarına başlayan Öztürk, İstanbul ve Ankara’da bulunan Osmanlı arşivleri ile piyasaya çıkan hemen tüm kitapları inceleyerek, derleme bir kitap yazmaya başladı. Burdur’da ilk kez yapılan bu çalışma, kitap tamamlandıktan sonra, eğer Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan gerekli izinler alınabilirse, Ermeni meselesinde çok önemli kaynak oluşturacak. 8-9 ciltlik bir kitap raflardaki yerini almış olacak.

15 yıldır, kitabı üzerinde çalışan Mahir Öztürk, çalışmalarda geldiği son aşamayı ve Ermeni Tehciri’ne ilişkin ulaştığı bilgileri anlattı.

Ermeni meselesi konusunda, öğrenim dönemimde Ermenilerin tarihi ile ilgili çok ayrıntılı bilgi olmadığını söyleyen Mahir Öztürk, “Propaganda nitelikli sözlerin etkisi altında kalıyordu. Siyasete başladığımızda araştırmaya çok önem verdik. Üniversite döneminde Ermeni konusu dikkatimi çektim. İçine girdikçe olayın çok öğretici, önemli olduğunu, bugünlere ışık tutabilecek, muazzam bir tarihi bilginin var olduğunu öğrenmeye başladım. Konuya eğildikçe, daha da çetrefilleşti, derinleşti. Bu araştırma 15 yıl devam etti, hala da ediyor. Sonuna varamadım. Bu taslaklar 7 tane. Şu anda bilgisayarımda taslak halinde, kitap şekline hazır haliyle duruyor.” dedi.

HANGİ ARŞİVLERDEN YARARLANDI?

Ciltleri hazırlarken, İstanbul ve Ankara’da bulunan Osmanlı arşivlerinden yararlandığını aktaran Öztürk, “İstanbul’da Osmanlı arşivi vardır. Orada bir araştırma imkanım oldu. Ankara’da Cumhuriyet dönemine ait devlet arşivi vardır. Yayınlanmış, hemen hemen bütün kitapları takip ettim. Özellikle akademisyenlerin, Osmanlı arşivlerinin açılmasından sonra yoğun çalışmaları var. Onları sıkı bir şekilde takip ettim. İngiliz belgelerinde Bilal Şimşir’in çalışmaları vardır. Rus arşivlerinde araştırma yapan Mehmet Perinçek’in çalışmaları dikkate değerdir. Konuyla ilgili ciddi bulduğum, bilimsel değeri bulan bütün kaynaklara ulaşmaya gayret ediyorum.” diye konuştu.

DİĞER KİTAPLARDAOLMAYAN NE BİLGİ VAR?

Kitabın, baştan sona bir Ermeni tarihi niteliğinde olduğunu kaydeden Mahir Öztürk, kitabın sadece Ermeni tarihini değil, Ermenilerin ilişkide olduğu, Osmanlı Devleti ve bütün devletlerin tarihi ilişkisini ortaya çıkaran, 8-9 ciltlik kapsamlı bir çalışma olduğunu dile getirdi.

NE ZAMAN VERİLECEK?

Kitabı, son kez gözden geçirdikten sonra, bir yayınevi ile anlaşacağını söyleyen Mahir Öztürk, kitapla ilgili izin alınması konusunu da yayınevinin takip edeceğini belirtti.

ERMENİ SOYKIRIMI İDDİASI TAMAMEN YALAN

Araştırmalarından edindiği bilgilerin sonucunda, Ermeni soykırımı iddialarının yalan olduğunun ortaya çıktığını net bir dille açıklayan Öztürk, şöyle konuştu: “Benim araştırmalarımda, Ermeni soykırım iddiasının, iddiadan öte bir yalan olduğu sonucuna vardım. Çünkü, devlet kendisine yalan söylemez. Bir köye gittiğiniz zaman, bir cinayet işlediğiniz zaman devlet kendisine gider. Kendi kendine yalan söylemez. Osmanlı arşivleri dışında, Rus ve İngiliz arşivlerinde de bu doğru bilgilere ulaşmak mümkün. Bu arşivlerde de Ermenilerin 1,5 milyon katliama uğradığı ile ilgili bir belge yok. Zaten maddi olarak buna imkan da yok. Çünkü, son nüfus sayımında Osmanlı İmparatorluğunda 1 milyon 100 bin-200 bin civarında Ermeni var. Kaldı ki 3 milyona kadar Ermenilerin soykırıma uğradı diyenler de var.

SOYKIRIM İDDİASININ SEBEBİ NE?

Bu iddia boşuna değil. Niye bugün? Niye Cumhuriyet döneminde ya da 1960’dan önce değil. Lozan’dan itibaren dile getirilmedi. 1965’den sonra bu tür iddialar ortaya atılmaya başlandı. Hep bir takım devletlerin politik taleplerinin malzemesi şeklinde kullanılıyor. Zaman oluyor Amerikan Kongresinde dile getiriliyor. Arkasında ne gibi siyasi sonuçlar çıkıyor, tavizler oluyor bilemiyoruz.Bugün Ermeni Diasporası’nın bu iddiaları o şekilde yansıtılan iddiaları birilerinin elinde malzeme olarak iş görüyor.

ERMENİLERİN HAYALİ NE?

Ermenilerin bu hayalleri, 1820 yılında Ermenileri okutmak üzere Türkiye’ye gelen Ermeni misyonerlerin zaman içerisinde işlenen temanın sonucu olsa gerek. Ermenilerin bulunduğu her yerde, oranın Ermeni toprağı olduğu ve ‘Büyük Ermenistan’ kurulması gerektiği şeklinde bu okullarda işlendi. Bu telkinlerin etkisinde kalan Ermenilerde, Erzurum’dan itibaren, denizden denize bir büyük Ermenistan toprağı hayal ettiler. Bu bölgede yaşayan Ermeniler hiçbir yerde % 50 çoğunluk teşkil etmiyorlardı. %10’luk bir nüfusla burada bir Ermenistan dönemi kurmayı hayal ettiler ve bu hayalin sonucu, sıklıkla isyanlar çıkardılar. Örneğin Zeytun isyanlarının sayısı 52’dir. Sadece Zeytun değil, Doğu’da hemen hemen bütün illerde Ermeni isyanları olmuştur.

OSMANLI’NIN İSYANLARA MÜDAHALESİ NASIL OLDU?

İsyanları bastırmak, yatıştırmak, geçiştirmek şeklinde müdahalesi olmuştur. İsyanın kökünü kazımak şeklinde değil. Daha insancıl bir yaklaşık şeklinde olmuştur. Yani isyanını kökünü kazımak şeklinde değil, daha insancıl bir yaklaşımla bastırmak yönünde yaklaşımda bulunulmuştur. Bu belki Avrupa’nın baskısından korkuyla olmuştur, belki insani yaklaşım gereği olmuştur. Ama her ikisinin de etkisini yadsımak kolay değil.

Yusuf Halaçoğlu’nun tehcir ile ilgili yapmış olduğu araştırmada vardığı sonuca katılıyorum. Çünkü orada üç saldırıdan bahseder. Arap ve Kürt aşiretlerin tehcir sırasında üç konvoya yaptıkları saldırılarda, toplam 10 bin civarında bir Ermeninin öldürüldüğünden bahseder. Ayrıca, 30 binin üzerinde göç yollarında salgın hastalıktan kaynaklı ölümden bahseder. Yani 50 bin toplamda. O 450 bin civarında bir Ermeninin tehcirinden söz eder. Bu da mantıklıdır. Ama öbür tarafta İngiliz savaş propaganda kitabı olarak yazılan Mavi Kitap da misyonerler 600 bin tehcirden bahseder. 600 bin de olsa 400 bin de olsa tehcir için söylenen bu rakam mantıklıdır. Çünkü tehcir edilen yerlerde, Suriye’de olan insanlar, savaş sırasında oralardan değişik yerlere gitmişlerdir. Amerika’ya, Avrupa’ya, Rusya’ya kaçanlar olmuştur. Sayılar burada mantıklı şekilde birbirini tutar şekildedir.

Arşivlerin açılması Özal dönemine rastlar. Ben arşivlerin Osmanlıca değil, Türkçeleştirilmiş metinlerinden faydalandım.

BURDUR MEM’İN ÇALIŞMASI OLUMLU MU?

Bu konunun bilinmesinde yarar var. Toplum Ermeniler konusunda, tarihteki yeri konusunda çok fazla bilgiye sahip değil. O olayları bilmiyor. Diaspora’nın propagandası etkisinde kalarak, haksız bir takım sonuçlar taşıyorlar. Tamam onlar da yapmışlar ama biz de yapmışız noktasında buluşuluyor ki, bu bence tarihe, kendimize haksızlık gibi geliyor. Ama nesilleri etkilemek için değil, tarihin olduğu gibi öğrenilmesinde büyük yarar var. Tarih ders alanlar için çok önemli bir bilimdir. Ders alındığı takdirde gelecek daha sağlıklı belirlendir.

BU BİR DEVLET POLİTİKASI OLMALI MI?

Olabilir mi noktasında tereddütlerim var. Bilemiyorum. Buna kim itiraz eder? Güçlü devletler, daha az güçlü devletleri etkiliyorlar. Daha az güçlü devletler, diğer devletleri etkileyemiyorlar.”

Hacer ZEREN

YORUM YAZ

  • Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.
  • Henüz yorum yapılmamış.