1954 'ten bugüne BURDUR'DA    e-posta : yenigungazete@ttmail.com

HACILAR’ın BİR BENZERİ YOK! (Hacılar kazıları, 5 bin yıllık tarihi ortaya çıkarıyor)

8 Eylül 2018, Cumartesi, 6:30 | Kültür, Manşet, Sürmanşet | 499 kere okundu | Bu haberi Facebook'ta Paylaş

‘Tarih ve kültür kenti Burdur’un taşıdığı bu birikimi, potansiyeli ortaya koyan en önemli kanıtlardan biri de Hacılar kazıları…

Anadolu’daki en eski yerleşim yerlerinden biri olan Hacılar kazıları insanlık tarihine ışık tutmaya devam ediyor. Hacılar kazıları 5 bin yıllık tarihi ortayı çakarıyor.

Burdur merkez Hacılar Köyü’nde 2011 yılından bu yana devam eden ‘Büyük Höyük Kazıları’nın bu yılki bölümü sona erdi. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Protohistorya ve Önasya Arkeolojisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Gülsün Umurtak başkanlığında devam eden kazılarda, Batı Anadolu’nun bilinen en eski yerleşim yerlerinden Hacılar Köyü’ndeki Büyük Höyük’te kent yaşantısına ait önemli bulgular ortaya çıkartılıyor.

DHA’ya yaptığı değerlendirmede, bu yıl 26 Temmuz’da kazıya başladıklarını belirten Kazı Başkanı Prof. Dr. Gülsün Umurtak, bu yıl kazıların iki bölgede ağırlıklı olarak yürütüldüğünü söyledi.

Umurtak; “birincisi geçmiş yıllarda olduğu gibi savunma sistemi kazısı ikincisi de yerleşmenin merkezindeki Kamusal binaların olduğunu düşündüğümüz alanda kazılar gerçekleşti. Savunma sistemi bu yıl 300 metre uzunluğa ulaştı ve Höyüğün batısını çepeçevre dolaşarak kuzeye ve güneye döndüğünü gördük. Sayıları 40’a varan sur sistemini oluşturan 5 metreye 6 metre, 5,5 metreye 5 metre gibi boyutları olan mekanlardan oluşan bir sistem, bir zincir gibi ve dışardan bakıldığında da testere dişi gibi kırılmalarla dönüş sağlanarak ortaya çıkmış bir sistem. Arkeolojik yöntemlerle bugüne kadar yaptığımız saptamalar ve karbon 14 dediğimiz yanmış tahıllardan özellikle ya da ağaçlar üzerine yapılan analizlerin sonuçları birbiriyle örtüştü ve bu yerleşmenin M.Ö. 3100 dolaylarından M.Ö.2800 dolaylarına kadar yaşamış olduğunu düşünüyoruz” dedi.

Savunma sistemini oluşturan mekanların savunmayı güçlendiren özelliğe sahip olduğu gibi konut olarak ta kullanıldığını gösteren buluntular olduğunu anlatan Umurtak şunları söyledi:

“Bunların hemen pek çoğunda tahıl öğütme üniteleri insitu olarak bulundu. Kentin içine bakan avlularda çok sayıda büyük çömlekler, bunların içinde küçük testiler domestik amaçla kullanılabilecek her türlü çanak çömlek ve eşya bulundu. Bunun yanında bu sezonda mühür koleksiyonuna 3 mühür daha eklendi. Yazının olmadığı dönemde bu mühürlerin yumuşak kireç, kil gibi maddelere basılarak mülkiyet ifade ettiği, bazı ortak işaretler içerdiği yani yazı öncesi bir işaret dilinin izlerini taşıdığını düşünüyoruz. Bunu dışında Bronz silahlar, kesiciler gibi buluntularda ilk yıldan itibaren bulunuyor.”

Umurtak “Kazıların bir diğer önemli bölümü kuzeydeki istinat, dayanak duvarıydı. Bu duvarlar çok iri taşlarla örülmüş uzunluğu 30 metreye ulaşan bir güçlü sistemdi ve bu savunma sisteminin de dışında yer alıyordu. Kuzeydeki yamaçların altında eski bir dere yatağı günümüzde hala sanıyorum yağışlı havalarda canlanan belkide 3’üncü bin yılda gelen selleri tutması için bu kentin sakinlerinin bu duvarı yaptığını düşünüyoruz. Duvarın Kuzey Batı ve Güney Doğuya doğru ilerlediğni gördük. Bu yıl ki çalışmalarımız doyurucu sonuçlar verdi” ifadelerini kullandı.

Umurtak; “bu yerleşmenin tam benzeri yok, bugüne kadar kazılmış böyle bir yerleşme yok Anadolu’da. Gerek yerleşmenin boyutları, şimdiden daha savunma sisteminin neredeyse 3’te biri açılmışken 40 kadar kazematın ortaya çıkması, güçlü duvarlar buranın yerel bir krallık merkezi olan kentleşme sürecindeki bir yerleşmeyi kazdığımızı bize göstermekte ve özellikle Batı Anadolu ve Ege dünyasında bugüne kadar kazılmış bir benzerinin olmaması bu çalışmalarımızla Türkiye Arkeolojisine yaptığımız katkıyı daha anlamlı kılıyor” diye konuştu.

YORUM YAZ

  • Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.
  • Henüz yorum yapılmamış.