GündemİlçeManşetEt’te ithalatı önleyecek formül; maliyetlerin düşmesi

10 ay ago

Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği Genel Başkanı Kamil Özcan, “Şu anda Türkiye’nin gündemindeki bir konu, bu da kanayan bir yaramızdır. Bundan kurtuluş reçetesi aslında bellidir, yerli üretici, yerli üretim ve verimliliktir” dedi.

Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği Genel Başkanı Kamil Özcan, et ithalatının kurtuluş reçetesini açıkladı. Başkan Özcan, üreticiye zarar etmeyeceği mesajı verildiği takdirde, üretimde verimliliğin artacağını ve et ithalatına gerek kalmayacağını belirtti.

“DESTEKLEMELERİN VERİM ARTICI YAPILMASI LAZIM”

Yetiştirici desteklemeleri hakkında değerlendirmelerde bulunan Başkan Özcan, “Hastalıklarla ilgili bütün aşıları sayın bakan, özellikle vurguluyor, ücretsiz yapılacak, hatta önümüzdeki dönemde kulak küpelerinin de ücretsiz yapılacağını söyledi, büyük bir ihtimal bütçesinden yapan kuruluşa veya yapan sisteme parasını ödeyecektir. Desteklemeler, aslında verilen destekleme bir şeyin üretiminin pompalanmasına veya onu cazip hale getirmeye yarar, her şeyi desteklemenin hiç mantığı yok. Biz bu ülkede neyi yükseltmemiz lazım, verimliliği yükseltmemiz lazımdır. Bizim aslında hayvan sayısında sıkıntımız yoktur. Hayvan sayımızı bizim 14 milyon deniyor, TÜİK rakamlarına çoğu inanmıyor ama yaklaşık diyelim. Yaklaşık 14 milyon, az bir rakam değildir. Bununla ilgili bizim sayıda değil, verimlilikle, bir birimden verimi daha çok nasıl alırız, bununla ilgili çalışmaların yapılması lazımdır ve desteklemelerinde buna yönelik olması lazımdır” dedi.

“HATIRI SAYILIR, SÜT DESTEKLEMESİ YAPILMALIDIR”

Süt desteklemelerini değerlendiren Başkan Özcan, “Süt desteği eğer süt üretimine ve sütü kayıt altına alınacaksa ve sütün desteklemesi hatırı sayılır olması lazımdır. Alsam ne olur, almasam ne olur dedirtecek çalışma yapılmalıdır” dedi.

“ET İTHALATININ REÇETESİ: YERLİ ÜRETİCİ, YERLİ ÜRETİM VE VERİMLİLİKTİR”

Et ithalatının çözümüyle ilgili önerilerini sıralayan TDSYB Merkez Birliği Genel Başkanı Kamil Özcan, “Şu anda Türkiye’nin gündemindeki bir konu, bu da kanayan bir yaramızdır. Bundan kurtuluş reçetesi aslında bellidir, yerli üretici, yerli üretim ve biraz önce de söylediğim verimliliktir. Şu anda biz, ortalama karkas ağırlığını 280 kilograma getirdiysek, 160 kilogramlardan aldık getirdik ve bunu 300 kilogram yapsak, şu andaki et açığımız kapacak. Ülkenin acil durumları vardır, Bakanlığın yangının üstüne gitmesi gerekir, ithalat yapılabilir, sadece şunu da rica etmek istiyorum, sadece ithal edilebilir sözü cımbızlayıp, alınmasın, biz ithalata kökünden karşıyız, şimdi lop et, karkas et getiriliyor, karşısındayız, getirilebilir mi, eğer sıkıntı çok acil ise getirilebilir ancak ünlem işareti yapıyorum, yerli üreticiye mesaj verilmelidir. Yerli üretici iç sirkülasyonun sağlanması lazımdır. Şu anda takım danaları alan satan yok, pazarlarda dikkat edin, pazarlar şu anda durmuş durumdadır. Niye, satacak olan satamıyor, alacak olan önünü görmediği için alamıyor, en yukarıda yetkililer, ben bunu sayın bakanımızla da paylaşıyorum.

Çoğu gittiğim programlarda, Bakan beyin olduğu ortamlarda da aynı şeyi söylüyorum, öyle bir mesaj vereceksiniz ki, ey üretici, üretip ürettiğinizden dolayı siz zarar etmeyeceksiniz, size zarar ettirmeyeceğim, bu mesajı verseniz işletmeler dolar ve o işletmeleri kayıt altına aldığınızda elimizde ne kadar et var, ihtiyacımız ne kadar, bize ne kadarı yeter, ne kadar açığımız var, bunun hesaplamasını yapabiliriz ama şu anda maalesef böyle bir sıkıntı var, ben Ardahan başkanımızda görüştüm, bu mevsimde dağdan eve gelen takım danaların, bizim batıdan, Konya’dan, Niğde’den, Afyon’dan gelen besici kardeşlerimiz oradan dana alıyor, şu anda alan yok, satan yok, o adamların da elinde kaldı. Bu sayı sadece Ardahan için 40 bindir. Böyle bir besi materyali şu anda üretim dışı kalmış oluyor.

Bu bizim elimizde ama sektörün içine alamıyoruz, bunu uzun vadede kurtuluş şekli yine ıslahtır. Damızlık birlikleri ve Türkiye’nin mera bölgesi, doğu bölgesi, orada süt yok, orayı sütçü yapmanın anlamı yoktur. Burdur’u da etçi yapmanın anlamı yok. Burdur’un zaten erkek hayvanlarının, kendisi besi olarak kullanabiliyor, üretiyor veya bir başka ile besi materyali olarak satabiliyor.

Buralar sütçü, sütte marka olmuş, Burdur gibi bir coğrafyada, bu küçük ilde bin 200 ton süt çıkıyorsa, biz belli aşamaları geride bırakmışız. Süt ile ilgili gerekli çalışma yapılmış demektir. Bunun geliştirilmesi lazımdır, artık detaylara girilmesi lazımdır. Kaliteye geçilmesi lazımdır. Daha kaliteli daha verimli nasıl olabiliriz, bunun üzerinde çalışılması lazımdır. Yeniden buraya yeni bir ırkın getirilmesi bence yanlıştır. Biz ülkemizin uzun vadede söylüyorum, doğusunun bir besi ırkı, orta Anadolu’yu ayrı bir ırk, sahil kesimlerimizi ayrı bir ırk, çünkü dünyada hayvancılığı gelişmiş ülkeler böyledir. Her tarafta et yok, her tarafta süt yok.

Öyle bir destekleme modeli oluşmalı ki, maalesef hayvancılık o kadar ince bir çizginin üzerinde ki, eti pompaladığın zaman sütte sıkıntı oluyor, eğer et çok yüksek para ederse, bu sefer süt inekleri kesilmeye başlıyor. Sütümüz azalıyor, ondan sonra yeniden süt ithal etmek zorunda kalıyoruz, yani yaşadığımız senaryoyu, filmi yeniden oynamaya başlıyoruz. Tersini yapsan bu sefer ette sıkıntı oluyor, bunun öyle dengeli gitmesi lazım ki, devlet müdahale argümanlarını çok iyi kullanması lazımdır. Şu anda genel başkan oldum. En üst düzeyde seslendirmeye çalışıyoruz ve tabanı biliyoruz, tabanda yaşayanların sorunlarını biliyoruz çünkü yaşıyorum. Bununla ilgili en üst perdeden konuşuyoruz. Bunun kurtuluşu bu şekildedir, bu şekilde yapmadan, yerli üretimi yerli üreticiyi desteklemeden, bunlara kalıcı çözüm bulamayız” şeklinde konuştu.

DESTEKLEMELER BÖLGESEL YAPILMALIDIR

Bölgesel desteklenme yapılması gerektiğini savunan Başkan Özcan, “Ardahan’da süt yok, orada et konuşuluyor, o ülkenin et materyali, et üretimi orada olur, hakikaten et damızlığı ile doldurulabilir çünkü gidin Avusturalya’ya anguslar dağlarda, sürüler halinde, aynı şekilde Türkiye’ye bu model getirilebilir. Besi materyali, damızlığa verilebilir ve oradaki küçük üreticiler özellikle bunu vurguluyorum, küçük üreticiler mutlaka ve mutlaka desteklenmelidir. Küçük üreticilerin önü açılması ve kırsalda kalmaları sağlanmalıdır. Biz kim ne derse desin bu coğrafya hayvancılık ve tarımla ilgili ithalat yapmamalıdır. Bu coğrafyanın insanı hem hayvancılığa müsait, hem tarıma müsait, bizim ayıbımız diye düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

UCUZ ET ÖNERİLERİ

Başkan Özcan, “Özellikle Burdur’da kesim yapan yerlerimiz var, Güçbirliğimiz var, Evren Et var, Burdur’da 6-7 tane kesimhanemiz var. şu anda öyle bir kopma noktasına gelmişler ki, Bakan bey dedi ki 25 TL’ye kesilecek, 25 Tl2ye kesilen etin kıymasının 29 TL’ye satılması mümkün değildir. Bunun hesabı belli, eğer ucuz et alacaksan böyle bir şey mümkün değil, bunun maliyetleri yüksek, siz benim maliyetimi aşağıya düşürün, ben size 20 TL’ye et vereyim, benim maliyetim yüksek, benim rekabet gücüm yok, ben Avrupalılar gibi 12 ay ben merada hayvan besleyemiyorum, bizim girdimiz yüksek, onun için bu dayatmayı yapamazsınız, şu anda kesimhanelerin sıkıntısı, kestikleri ete pazar bulamıyorlar, niye ucuz et geliyor dolayısıyla o nereyi sıkıyor, üreticiyi sıkıyor. Getirme kesmeyeceğim diyor, bu şekilde zincirleme gidiyor, öncelikle onların önü açılmalıdır.

Üretici kestirebileceği bir yer de bulamıyor, siz 25 TL’ye kestirip, 29 TL kıyma sat demek mümkün olmayan bir iştir, dolayısıyla köklü çözüm, birincisi yerli üretici ıslah edilerek, uzun vadede çözümü olmalıdır. Bunu program haline koymalı kısa vadede ne yapılıyor, kısa vadedeki önerilerimiz, kısa vadede yapacaklarımız, orta vadede yapacaklarımız, gerçekten bunun üzerine gidildiğinde Türkiye’de üç yıl içinde biz ithalattan kopmuş, kendi etimizi hem de ucuz fiyata sağlamış oluruz” açıklamasında bulundu.

Kodlama : SadeMedia Interactive