1954 'ten bugüne BURDUR'DA    e-posta : yenigungazete@ttmail.com

BURTÜKODER BAŞKANI ARSLAN: “Burdur Gölü ile ilgili hazırlanan Plan, samimiyetsiz ve ciddiyetten uzak!”

23 Kasım 2015, Pazartesi, 10:53 | Çevre, Manşet, Sürmanşet | 3.447 kere okundu | Bu haberi Facebook'ta Paylaş

Burdur Sivil Toplum Platformu Başkanı Kemal Arslan, ilimizi ziyaretinde Burdur Gölü için 4 yıllık Eylem Planı açıklayan Orman ve Su İşleri Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu’nu eleştirdi. Hazırlanan Eylem Planı’nı ‘samimiyetsiz ve ciddiyetten uzak’ diye yorumlayan Arslan, Burdur Gölü Eylem Planı’nda, göl çevresindeki ‘kaçak sondajlarla’ ilgili ibare bulunmamasını ‘manidar’, sanayi potansiyeli kısmındaki açıklamayı ‘skandal’, olarak yorumladı.

Eylem Planı’nın 6. maddesinde yer alan ‘Taş Ocakları ve Maden Sahalarını Rehabilitasyonu’ başlığıyla Burdur Gölü’nün değil, Taş Ocağı ve Maden Sahası işleten madencinin korunup-kollandığını öne süren Kemal Arslan, Eylem Planı’nı değerlendiren bir yazılı açıklama yaptı. Burdur Sivil Toplum Platformu Başkanı Kemal Arslan, Burdur Gölü Eylem Planı’nda tespit ettiği eksikleri ve eleştirilerini şöyle sıralıyor:

“Orman ve Su İşleri Bakanı Sn. Veysel Eroğlu 13.11.2015 günü geldiği ilimizde 5 yıl sürecek 9 maddelik Burdur Gölü Eylem Planı’nı açıklayarak, Burdur Gölünün kurtarıldığı müjdesini vermiştir. 2008 yılında kabul edilen 5 yıllık Göl Yönetim Planı ile etkin biçimde korunagelen Burdur Gölü; Yönetim Planının 3. Maddesinin değiştirilerek Göl Tampon Bölgesinin madencilik faaliyetlerine açılması kararı Sn Veysel Eroğlu’nun başında bulunduğu Bakanlık tarafından onaylanarak yürürlüğe sokulduğu, içinde yer aldığımız grubun açtığı davada mahkeme Sn Bakanın onayladığı göl çevresinde madencilik faaliyetini serbest bırakan kararın yürütmesini durdurarak, Burdur Gölünü öncelikle Orman Su İşleri Bakanından korumuştur !

Dağıtılan 2015-2019 yıllarını kapsayan Burdur Gölü Eylem Planında Sn Bakan su çekilmesine ilişkin tespitlerimizi teyit edercesine ‘..gölü besleyen nehirlerdeki su miktarının azalması, açılan kuyular sebebiyle yeraltı suyu seviyesinin düşmesini’ temel gerekçe olarak gösterdiği halde, sunulan eylem planında bu iki tespite yönelik bir önlem bulunmamakta ve hatta Sn Bakanın söylemleri kendi içinde tezat oluşturmaktadır şöyle ki ;

‘TÜM ÇAY VE DERELERİN ÖNÜNE BEND VE BARAJ KURULDU, GÖL’Ü BESLEYEN DAMARLAR KESİLDİ’

“Burdur Gölü’nü nehir değil çaylar ve zayıf dereler beslerken, bu derelerin suyu iklimsel kurumalar nedeniyle değil, Sn Bakanın başında bulunduğu Bakanlığın, tüm çay ve derelerin önüne bend ve barajlar kurmasıyla göl’ü besleyen damarlar kesilmiş ve Burdur Gölü kurumaya mahkum bırakılmıştır. Ancak eylem planında bu konu görmezden gelinerek Burdur Gölü’nün beslenmesine olanak sağlayacak bir karar önerilmemiştir.

‘KAÇAK SONDAJLARA YÖNELİK BİLDİRİM BULUNMAMASI MANİDAR’

Burdur Gölü çevresinde açılmış, çoğu da kaçak durumdaki sondaj kuyularından söz edilmekte iken Planda bir önlem öngörülmemesi, kaçak sondajların önleneceğine yönelik bir bildirimin bulunmaması manidardır. Yeraltı su kullanımını kontrol amacıyla sondajlara sayaç takma kararını bir türlü uygulamaya koymayıp öteleyen bir anlayışın, yeni önlemler alarak Burdur Gölünü kurtarmasını beklemek inandırıcı gelmemektedir.

‘SANAYİ POTANSİYELİ BAŞLIĞI SKANDAL!

Burdur Gölü Eylem Planı olarak dağıtılan kitapçığın 10. sayfasında Burdur’un ‘Sanayi Potansiyeli’ başlığıyla yapılan açıklama tek kelimeyle ‘skandal’ denilebilecek bir aymazlık örneğidir ki; Sayın Bakanı ciddi çalışmalar içinde görmek isteriz. Projenin 6. maddesi ‘Taş Ocakları ve Maden Sahalarını Rehabilitasyonu’ başlığıyla Burdur Gölü değil, Taş Ocağı ve Maden Sahası işleten madenci korunup-kollanmaktadır.

‘TERKEDİLMİŞ MADEN SAHALARI, DEVLETİN ÜZERİNE YIKILMAYA ÇALIŞILIYOR’

Tahrip ettiği doğayı rehabilite etmesi gereken madenci yerine devlet işe koşulup, madenci kurtarılmaya, terkedilmiş maden sahalarının rehabilitesinin devlet üzerine yıkılmanın yolları aranmaktadır ki; bu yönüyle yapılanın Burdur Gölü’nü kurtarmak değil, ‘madenciyi kurtarma planı’ olarak görmek gerektiğini anlıyoruz. Aksi olsaydı şayet mevcut açık maden sahaları da dahil olmak üzere denetime tabi tutulup, uygun şartları taşımayanların öncelikle faaliyetlerinin durdurulması gerekir iken devlet, arkalarından çöplerini temizlemeye kalkışmazdı!

28.8.2007 tarihinde başladığı Bakanlık görevini 8 yılı aşkın bir süre sürdürmekte olan Sn.Veysel Eroğlu’nun şimdiye kadar elle tutulur hiçbir faaliyetini görmediğimiz Burdur Gölü için formül diye önerdiği cek’li-cak’lı söylemlerini samimi ve uygulanıp sonuç alıcı formüller olarak görmediğimizi ; TC Hükümetinde Bakanlık koltuğunu koruyabilmek için aceleyle devreye sokulmuş bir malzeme olarak gördüğümüzü belirtmek isteriz. Yaklaşık 1 yıl önce ilimizi ziyaretinde Sn. Veysel Eroğlu, Burdur’un içme suyunun sağlanması için söz verdiği halde 1 yıllık sürede hiçbir iş ve işlem yaptırmadığı halde 13.11.2015 günü Burdur Belediyesini ziyaretinde Burdurun su ihtiyacını gidereceği sözünü vermesi, Burdur kamuoyunda ti’ye alınmayan muhabbet malzemesi olarak görüldüğünü belirtmek isteriz.

Tüm bu yönleriyle ele aldığımızda, 8 yıldır aynı Bakanlık koltuğunda oturan ve bu sürede Burdur için kayda değer bir iş yapmamış Veysel Eroğlu’nun Burdur için birşeyler yapacağını beklemek inandırıcı değildir. Burdur’da 30 civarındaki köprünün bakımı için gönderilen paranın Burdur’a yatırım olduğunu söylemenizi, evinin çatısını tamir ettiren ev sahibinin kiracılarının başına kakmasına benzetiyor ve kabul edilir bulmuyoruz Sayın Bakan. Zira dereler üzerindeki köprüler devletin malı olup, bunların bakım ve tamiratları da devletin asli görevidir. Bunu yapmış bir Bakanlığın ekstra bir çaba harcamış olduğundan söz etmek mümkün değildir. 8 yıldır vaatlerinizi sessizce dinlemiş olmamız, Burdur’ın aydın insanlarının misafirperverliklerinin gereği olarak tezahür etmiş bir olgunluktandır, ancak sizleri de bu gerçeği bilerek bizlere hitap etmenizi bekler, ilimize duyduğunuz yakınlığa teşekkür eder, sizleri her daim misafir etmekten onur duyacağımızın bilinmesini isteriz.”

 

YORUM YAZ

  • Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.
  • Henüz yorum yapılmamış.