1954 'ten bugüne BURDUR'DA    e-posta : yenigungazete@ttmail.com

“Burdur’da su havzası yok oluyor, su kaynakları yerinde kullanılmalı”

12 Kasım 2015, Perşembe, 6:07 | Çevre, Manşet, Sürmanşet, Üniversite-MAKÜ | 572 kere okundu | Bu haberi Facebook'ta Paylaş

Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi (MAKÜ) Fen Bilimleri öğretim üyelerinden Yrd. Doç. Dr. Ümit Kebapçı, çok ciddi uyarılarda bulundu.

Burdur’da Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. M. Zeki Yıldırım ile birlikte, kara salyangozları üzerine araştırma yapan Yrd. Doç. Dr. Ümit Kebapçı, Burdur’un su havzasının, komple bitme tehlikesi altında olduğuna dikkat çekerek, “Burdur Gölü kuruyor. Bunların hepsi birbiriyle ilintili. Sonsuz diye bir şey dünyamızda yok. Dünyada her şeyin bir rakamı var. Bizde niyeyse sonsuzluk diye bir algı var. Ama hepsinin bir sonu var. Doğayı; havayı, suyu vs. yerinde kullanmamız gerekiyor. Bunun bütününü bozarsak bir süre sonra sıra bize de gelecektir” dedi.   İnsanların umutsuzluğa kapılmaması gerektiğini vurgulayan Kebapçı, ‘battı balık yan gider’ anlayışıyla hareket etmemeleri gerektiğini de belirterek, dünyada iyi şeylerin de olduğunu vurguladı.

‘DOĞAYI; HAVAYI, SUYU YERİNDE KULLANMAK GEREKİYOR’

Doğanın bir bütün olduğunu, tüm canlı türlerinin doğada bir işlevi olduğunu ve korunmaları gerektiğini belirten Kebapçı, Burdur Gölü’nün kuruduğuna dikkat çekerek; “Burdur, Türkiye’nin nispeten sulak alanlar bakımından zengin olan bir bölgesi. Ama iklimsel parametreler bakımından çok önemli, nemli, yağışı bol bir bölge olarak görünmüyor ama sulak alanlarımız çok olduğu vaka; göllerimiz var. Kara iklime sahip, kuraklık tehlikesi ile karşı karşıya bir bölge, ancak sulak alanlar bakımından zengin bir bölge. Bu bölgede 20 seneden beri araştırma yapıyoruz ve hâlâ daha yeni salyangoz türleri biliyoruz. Bu bölgemiz için bir zenginlik. Biz bildiğiniz gibi bir süredir Zeki Yıldırım Hocamızla beraber kara salyangozları üzerine araştırmalar yapıyoruz. Bizim çalıştığımız türlerin en büyük düşmanı, yeraltı sularının yeryüzüne bağlandığı kısımlar oluyor. Bunların üstünün kapatılması, modifiye edilmesi ve kirletilmesi, bu türleri tehlike altına sokuyor.” şeklinde konuştu.

‘CANLILARA ZARAR VERDİĞİMİZ ZAMAN DOĞAYA ZARAR VERMİŞ OLUYORUZ’

Tabiatta her canlının, doğanın ekolojik dengesi içerisinde bir işlevi olduğunu, bunun dünyanın işleyişi için gerekli olduğunu hatırlatan Ümit Kebapçı; “İnsanlar bir hayvan türü yok olduğu zaman ne olur bunu düşünmeli, esas soru bu? İnsanlar, çok eski bir saate ve silaha insanoğlu değer verebiliyor. Bu canlılara da sahip çıkılması gerekiyor. Su’yun içerisinde kendi içerisinde bir işleyişi var. Onlara zarar verdiğimiz zaman biz doğaya müdahale etmiş oluyoruz. Tabiattaki işleyişte bu canlıların da payı var. Gelecek nesiller için değil, şu an için korunması gerekiyor. Biz bir şeyi tahrip edersek, eskisinden daha kötü kullanmamız gerekir. Ama bir şeyi verimli kullanırsak, zarar vermezsek oradan gelecek olan ürün her neyse verimi daha fazla olur. Doğayı bütün olarak kabul edip, tüm canlıları korumak gerekir” şeklinde konuştu.

Doğada bulunan canlıların, su kaynaklarının korunması ile ilgili bir yol gösterici olduklarına dikkat çeken Yrd. Doç. Ümit Kebapçı; “Hayvanları bu anlamda kullanabiliriz. Ama miktarlarında bir azalma gözlüyoruz. Bu bir döngüyse, işin ucunun da bize de geleceğini hesap etmemiz gerekir” vurgusu yaptı.

‘SUYU YERİNDE KULLANMAMIZ ŞART’

Burdur Gölü’nün kuruyor olmasının da, doğanın gidişatıyla ilintili olduğuna dikkat çeken Kebapçı şunları söyledi: “Sonsuz diye bir şey dünyamızda yok. Dünyada her şeyin bir rakamı var. Biz de niyeyse sonsuzluk diye bir şey var. Ama hepsinin bir sonu var. Doğayı; havayı, suyu vs. yerinde kullanmamız gerekiyor. Bunun bütününü bozarsak bir süre sonra sıra bize de de gelecektir.

‘BU TOPRAKLAR KIYMETLİ’

Bu topraklar kıymetli. Hâlâ bu topraktan bir gelir elde edebiliyoruz. Kötü şeylerin üst üste gelmesi insanları umutsuzluğa sevk edebiliyor. Ama güzel şeylerinde olacağına dair umudu olmazsa, ‘battı balık yan gider’ anlayışında olursak, bunun sonu yok.”

‘PARMAKLARI BİRAZ KENDİMİZE ÇEVİRELİM’

İnsanların, çevrenin korunmasıyla ilgili hep parmaklarıyla başkalarını göstermek yerine ‘ben ne yapabilirim?’ diye kendisine soru yöneltmesi gerektiğini dile getiren Kebapçı, “İyi şeylerde var. Arıtma tesisi kurulmasıyla billurlaşan, eski haline gelen dereler var. Çin, Amerika gibi çok endüstriyel atığımız yok. Çok küçük, taşıma kapasitesi fazla olmayan nehirlere, küçük bir kasabanın bile evsel atığı yetebiliyor.   Parmakları biraz kendimize çevirmeliyiz. ‘Ben çevreyi nasıl koruyabilirim, nasıl daha az kirletebilirim?’ bunu düşünmeliyiz. Burdur’un insanı kültürüne çok bağlı insanlardır. Burdur’un suyu azalıyor. Burdur Havzası komple kuruyor. Bu bilinci kazanmak lazım. ‘Ne olacak?’ tavrından çıkıp, akıllı olmak lazım. En büyük problem başkasına parmağı uzatmak. Çözüm mümkün olduğunca az doğa tahribatına yol açmak. Deterjanı daha az kullanabilirler. Bu çağda cahillik diye bir şey yok. Sadece kötü alışkanlıklarımızdan vazgeçmemiz lazım. Bazı şeyler ‘geliyorum diye’ bağırıyor! Sonbahar mevsimine geldik ama yaprakların bir tanesi bile sarı değil. Dökülmemişler bile. İşte tüm bunlar, çevreyi nasıl kullandığımızın sonucu olarak ortaya çıkan gelişmeler.” şeklinde konuştu.

Hacer ZEREN

 

 

YORUM YAZ

  • Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.
  • Henüz yorum yapılmamış.