1954 'ten bugüne BURDUR'DA    e-posta : yenigungazete@ttmail.com

Burdur Gazeteciler Cemiyeti, eğitim sendikalarının başkanlarını buluşturdu: Eğitim’de sorunlar ortak; çözümler de “ortak akılla” belirlenmeli

7 Ekim 2017, Cumartesi, 6:03 | Eğitim, Manşet, Sürmanşet | 290 kere okundu | Bu haberi Facebook'ta Paylaş

Burdur Gazeteciler Cemiyeti (BGC) geçtiğimiz Perşembe günü düzenlediği eğitim temalı etkinlikte, ilimizdeki eğitim sendikalarının başkanlarını, yöneticilerini bir araya getirdi. Eğitimde öne çıkan sorunların tartışıldığı programda, yaşanan sıkıntılar dile getirildi, çözüm önerileri seslendirildi. Burdur Gazeteciler Cemiyeti, ‘5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü’nde gerçekleştirdiği “gazeteciler soruyor, eğitimciler yanıtlıyor” programında Eğitim Bir-Sen Başkanı Murat Bulut, Türk Eğitim-Sen Başkanı Orhan Akın, Eğitim-İş Başkanı Erkan Putgül ve Eğitim-Sen Sekreteri Mehmet Can’ı ağırladı.

Burdur Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Kürşat Tuncel açış konuşmasında; “yaklaşık bir buçuk yıldır iş başında olan yeni Cemiyet yönetimin bir meslek kuruluşu olmanın ötesinde il’in sorunlarına el atan, çözüm üreten, etkili bir sevili toplum kuruluşu olma” hedefini hatırlatarak, “işte; bu toplantı, hedefimiz doğrultusunda gerçekleşen bir program. Cemiyetimiz ilimizin eğitim sendikaları yöneticilerini, eğitimcileri buluşturuyor. Cemiyetimizi Burdur’un sorunlarının konuşulduğu, tartışıldığı, çözümlerin bulunduğu bir platforma dönüştürmek istiyoruz. Bunun için çabalıyoruz” dedi.

“Türkiye’de özellikle Eylül’ün ilk üç haftası gazetelerde, TV’lerde, medyada bol bol eğitim haberlerinin çoğaldığı, eğiitim sendikaların medyada geniş yer bulduğu bir dönemdir. Burdur Gazeteciler Cemiyeti de eğitim gündeminin olduğu bir ortamda eğitimcilerimizi bir araya getirdi” diyen Tuncel, “Türkiye’de eğitim konusunda ne kadar eksik olduğumuz, bütün dinamiklerin kabul ettiği bir sorun. İktidarından muhalefetine, sağından soluna bu konuda herkes mutabık. İktidar da bu konuda özeleştirisini yapıyor. Nicelik anlamında, fiziksel yatırımlar, bütçe anlamında ilerlemeler sağlansa da nitelik anlamında eğitim ve kültür alanında istenilen sonuçlar yakalanmadı. En çok Bakanın değiştiği, en çok sistemin değiştiği kurum Milli Eğitim Bakanlığı. Burada konuşulanlar, söylenen önemli hususlar burada kalmamalı. 4 farklı eğitimcininin söylediklerinden bir sentez oluşturulup, ortak noktaları raporlaştırıp il’in yöneticilerine ulaştırmalıyız. Biz de ilk kez böyle bir etkinlik gerçekleştiriyoruz. Bu tür organizasyonların içeriğini geliştirip, genişleterek devam etmeliyiz” şeklinde konuştu.

Burdur Gazeteciler Cemiyeti, “Güçlü cemiyet, güçlü basın” sloganıyla çıktığı yolda, şehrin sorunlarını gündeme almayı sürdürüyor. 16 Nisan 2017’de gerçekleşen referandum sürecinde siyasileri ağırlayıp, gündeme dair merak edilenleri soran gazeteciler, 2017-2018 Eğitim ve Öğretim Yılının başında da eğitim sendikalarının temsilcileriyle sorunları değerlendirdi. ‘5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü’nde, Burdur Gazeteciler Cemiyeti’nin davetlisi olarak “gazeteciler soruyor, eğitimciler yanıtlıyor” programına katılan Eğitim Bir-Sen Başkanı Murat Bulut, Türk Eğitim-Sen Başkanı Orhan Akın, Eğitim-İş Başkanı Erkan Putgül ve Eğitim-Sen Sekreteri Mehmet Can, eğitimdeki sorunları aktarıp basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Eğitimde yaşanan problemleri aktaran sendika yöneticileri, “sözleşmeli öğretmenlik, sınav sistemindeki değişiklikler, eğitimin piyasalaştırılması, yönetici atamaları” gibi sorunları gündeme getirerek, birçok konuda ortak eleştirilerini paylaştılar. Eğitimciler, Milli Eğitim Bakanlığının eğitimde yapmayı planladığı değişiklikleri ‘ben yaptım oldu’ anlayışı yerine, “ortak aklı işleterek yapması gerektiği” yönünde görüş bildirerek, Bakanlık‘tan bekledikleri gibi Valilik ve Milli Eğitim Müdürlüğünün de sendika yöneticileriyle düzenli toplantılar yapıp, okullarda yaşanan sorunları ilk ağızdan dinlenmesi gerektiğini vurguladılar.

Cemiyet’in etkinliğinde konuşan sendika yöneticilerinin eğitim meselelerinde dile getirdikleri problemlerin pek çoğunda mutabık oldukları, çözüm yollarında farklı düşündükleri dikkat çekti. “Bakanlığın eğitim politikalarını paydaşların görüşünü almadan sıkça değiştirmesi, öğretmenlerin yaşadıkları ekonomi zorluklar, öğretmen yetiştirmede yaşanan sıkıntılar, eğitim merkezine öğretmenin yerleştirilmeyişi” eleştirileri, 4 sendika yöneticisinin de seslendirdiği öne çıkan sorunlar oldu.

Memur-Sen Temsilcisi ve Eğitim Bir-Sen Başkanı Murat Bulut, eğitimi paydaşlarıyla birlikte değerlendirip, alanın sesini dinlemek ve muhatapların taleplerini bizzat sendika kanalıyla aktarmanın kendileri için önemli olduğunu vurgulayıp, Milli Eğitim Bakanlığının sendikaları dikkate alması gerektiğini savundu. 980 Bbn eğitim çalışanının 450 binini temsil ettiklerini hatırlatan Bulut, sendika olarak çalışmalar, araştırmalar ve istitistikler yapıp Bakanlık yetkililerine iletmelerine rağmen, son olarak TEOG’da değişiklik yapıldığını, kendilerinin “Bizleri dinleyip, eğitim camiasını dinleyin, sendikaları dinleyin” demelerine rağmen taleplerin karşılık bulmadığını belirtti.

Bakanlık “ben yaptım oldu” dememeli

“TEOG bir anda kalktı ve altyapısı olmadan, insanların zihinlerindeki soru işaretlerini gidermeden böyle bir çalışma yapılması, üniversiteyle ilgili de benzer konunun gündeme gelmesi ciddi konulardır” diyen Eğitim Bir-Sen Başkanı Murat Bulut, Genel Merkez olarak 2016 yılında ‘Eğitime bakış’ raporu hazırladıklarını, içinde ciddi anlamda verilerin olduğunu söyledi. Raporun, Türk Eğitim Sisteminin fotoğrafını yansıttığını aktaran Bulut, “7 Bölümden oluşan bir rapor, bunun son bölümündeki bazı başlıkları aktarayım; Sözleşmeli öğretmenlik uygulaması, aday öğretmenlik süreci, özel okul öğrencilerine eğitim ve öğretim desteği, temel liselere dönüşüm, temel öğretimde orta öğretime geçiş, cinsel istismar, terör ve eğitim, Suriyeli öğrenciler, müftedat, yönetici atamaları ve sınav sistemi. Bunlarla ilgili işin mutfağında olan arkadaşların dinlenmesine ihtiyaç var. Bakanlık eğitimcileri dinlemeden ‘ben yaptım oldu’ anlayışına bürünürse, bu sistemin uygulayıcıları paydaşları sistemin içindeki insanlardır, bununla bir yere varamazsınız” dedi.

Sözleşmeli öğretmenlikte hata yapılıyor

Milli Eğitim Bakanlığının sözleşmeli öğretmenlik atamalarında yanlış bir tavırda olduğunu, bunun eğitime katkı sağlamayacağı gibi siyasi olarak düşünülürse siyasi olarak ta zararının olacağını vurgulayan Murat Bulut, “Eğitimde şu an en önce ele alınması gereken konu öğretmen odaklı düşünmek. Bakanlığın öğretmen merkezli düşünmesi gerekiyor. Gerçekten Milli Eğitim Bakanlığında eğitimden anlayan, eğitim kökenli birisinin gelmesi lazım. Şu an en kötü durumlardan birisi sözleşmeli öğretmenlik. Biz sözleşmeli öğretmenliğe başından beri karşıyız. Aynı okulda öğretmenlerin iki farklı sıfat var. Mülakat sistemi de yanlış. Bu siyasi olarak düşünüldüğünde de yanlış. 20 bin öğretmen alınacak, 60 bin öğretmen adayı mülakata çağrılıyor ve 40 bini eleniyor. Diğer tarafta atanamayanları siyasi olarak kaybediyorsunuz. Mülakat sistemine şiddetle karşıyız, GBT araştırması yapılabilir ama birileri referans oldu, diğerleri olmadı diye öğretmen ataması yapılamaz. Bunu üniversite döneminden başlayarak yapabilirsiniz. Hepsi mezun ve haklı olarak istihdam bekliyor. Bu en büyük meselelerden birisi. Sözleşmeli öğretmen gidiyor ve 6 yıl kalıyor. Mardin’de, Siirt’te 6 yıl çakılı kadro. Mazeret olduğu zaman öğretmen gidemeyecek mi? Bunun yerine bölgede öğretmenliğin cazip hale getirilmesini istiyoruz. Erkek öğretmenlerin görev yaptığı süreyi askerlikten sayın, ek ders ücretlerini iki katı ödeyin yada iki yıla bir derece verin” sözleriyle tepkisini dile getirdi.

Millilikle alakası olmayan bir bakanlık

Kamu-Sen Temsilcisi ve Türk Eğitim-Sen Başkanı Orhan Akın, eğitimin dışında kalan hiçbir bireyin olmadığını vurgulayıp, eğitimin ülkede en önemli konu olduğunun altını çizdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eğitim ve kültür alanında istenilen başarıya ulaşılmadığını söylediğini hatırlatan Akın, “Eğitimde sıkça bakanların değiştiği, sıkça sistemlerin değiştiği eğitimde başarısızlığa yol açıyor. 2002’den bu yana 6 Bakan değişti. Milli Eğitim Bakanının yakında Meclis Başkanı olacağına dair söylemler var. Ayrıca Bakan hukukçu birisi. Her gelen bakan ‘benden önceki sistem kötüymüş yenisini getiriyorum’ diyerek göreve başlıyor. Başında ‘milli’ olmasına rağmen millilikle alakalı sıkıntıların yaşandığı bir bakanlık” dedi.

İlimizin bürokratları bizi dinlemeli

Akın, Burdur’un önemli bir eğitim kenti olduğunu, uzun yıllar merkezi sınavlarda büyük başarı elde ettiğini hatırlatıp, Burdur’un eğitimdeki kalitesinin birçok il’de merak edildiğini ifade ederek, “Sendika başkanlarının bu konuda eğitime büyük katkı sağladığını düşünüyorum. Ama ilimizin bürokratları, Milli Eğitim Müdürü, Sayın Valimiz senenin başında sizin yaptığınız gibi bizi bir araya getirip, bu sorunları dinlemiyorlar. Biz ilçelerde, köylerde okulları geziyor sorunları direk görebiliyoruz” sözleriyle çağrıda bulundu.

Eğitimde planlama yok, sistemsizlik var

Eğitimdeki diğer problemleri sıralıyıp, çağın şartlarına uygun bilimsel eğitim sistemi oluşturulması gerektiğini dile getiren Türk Eğitim-Sen Başkanı Orhan Akın, “Eğitim Felsefesi hiç konuşulmuyor. Eğitimin fiziksel konuları var. Esas konuşulması gereken eğitimin olmazsa olmazı olarak gördüğümüz anne, baba, öğrenci ve öğretmendir. Biz genelde eğitim çalışanlarının bütününü temsil ettiğimiz bir alanda çalışıyoruz. Öğretmeni ana merkeze almak gerekir. Son zamanlarda bu mesleğe başlamayla ilgili sorunlar var. Stajyer öğretmenlikle alakalı sıkıntılar var, mülakatla ilgili sıkıntılar var, yönetici alımlarıyla ilgile sıkıntılar var, öğretmenlerin özlük haklarıyla ilgili sıkıntılar var, sözleşmeli öğretmenlikle ilgili sıkıntılar var.

Eğitim bilimsel olmak zorunda ve çağın şartlarına uygun sistemi hep birlikte getirmek zorundayız. Bazen gizli ajandalarla sendikaların bile haberi olmadan şehirlerde eğitime yön vermeye çalışanlar oluyor. Malesef eğitimde bir planmala yok, sistemsizlik var. Sürekli sistemsizlikten kaynaklanan sıkıntılar var. Bütün siyasi hesaplarla eğitimde oynama görülüyor. Yönetici atama sistemi vardı, kimse rahatsız değildi. Değiştirildi, mülakat getirildi ve zannediyorum yetkili sendika başkanımız dahil olmak üzere herkes bu durumdan rahatsız. Önüne gelen ahbap çavuş ilişkileriyle, iktidar partisine gidip ‘Ben müdür olacağım’ diyerek müdür olmaya uğraşıyor. Bu şekilde malesef okullar ehliyetli olmayan insanların elinde kalacak.” şeklinde konuştu.

Eğitim, toplum için önemli bir kavram

Eğitim-İş Başkanı Erkan Putgül, “Eğitim, toplumların değişmesi, gelişmesi ve ilerlemesi için en önemli kavramdır” deyip, Mustafa Kemal Atatürk’ün eğitime verdiği öneme dikkat çekti. Atatürk’ün savaş döneminde Maarif Kongresini toplandığını hatırlatan Putgül, “Cumhuriyetin kurulmasıyla birlikte Osmanlı’dan Cumhuriyet’e pek fazla birşey kalmamıştır. Yeni bir devlet kurulması için savaş meydanlarında askerlerimiz savaşırken, Başkanomutan Mustafa Kemal Atatürk, Ankara’da eğitim kongresini toplamıştır. Sakarya Savaşı’nın en şiddetli dönemlerinde Mustafa Kemal Atatürk, eğitimcilerle toplantı yapıyor. Toplantının ardından Sakarya Savaşına geri dönüyor. Bugün 5 Ekim Öğretmenler Günü, bugün muhalif ve örgütlü öğretmen devletin gözünde tehlikeli görülmekte. Basın açıklaması yapmak isterken polis gelip götürüyor. Anayasada hakkımız olmasına rağmen istedikleri şekilde davranabiliyorlar, sendikaların basın açıklaması yapma ve tepkilerini ortaya koyma konusunda baskı hissediyoruz” dedi.

Sağlıkta olduğu gibi eğitim de piyasalaştırılıyor

Yapılan değişikliklerin, eğitimi piyasalaştırdığını savunan Erkan Putgül, “Eğitim, modernleşmenin en önemli kavramıdır. Finlandiya’yla ilgili Atatürk’ün çevirdiği bir kitap vardır. Öğretmen okullarında ders kitabı olarak okutulmuştur. Finlandiya’nın geldiği durum aşama aşama işlenmiştir. Bugün gelinen noktada 4+4+4, sınav sistemindeki değişiklikler eğitimin piyasalaştırılmasıdır. Sağlıkta gerçekleştirilen piyasalaşma, eğitimde de gerçekleştirilmek isteniyor. Maç başlamış, kural değiştiriliyor. Öğrenciler sınav çalışmalarına başlamışlar, bir kişinin ağzından çıkan bir sözcükle sınavlar iptal. Milyonlarca velinin, milyonlarca öğrencinin düştüğü psikolojiyi yöneticiler düşünmüyor mu? Başbakan ‘Sınav yok ama sınavsız olmaz’ diyor. Ortada bir kaos var ve kimin ne yaptığı belli değil. Sağlık Bakanlığında doktor görev yapar, Adalet Bakanlığında hukukçu görev yapar, Milli Eğitim Bakanlığında eğitimci Bakan olmaz. Eğitimin içinden gelmeyen eğitimin sorunlarını anlayamaz. 6 Bakan değişiyor, 6 sistem değişiyor, sınav sistemleri değişiyor” diye konŞT.

Burdur’un eğitim kalitesi Köy Enstitüsüyle oluştu

Burdur’un eğitimdeki kalitesini Gönen Köy Enstitüsünün oluşturduğunu ileri süren Eğitim-İş Başkanı Putgül, “Burdur, geçmişten gelen bir eğitim kentidir. İnsanlarımızın başka çıkış yolu yoktur. Gönen Köy Enstitüsünün Burdur’daki eğitime büyük katkısı vardır. Babam, köy enstitüsü mezunudur. İlk defa ayakkabıyı, sabunu, düzenli banyo yapmayı orada öğreniyor. Birlikte yaşamayı öğreniyorlar. Sonra dönüp köylerde öğretmenlik yapıyorlar. Bu durum Burdur genelinde eğitimi yükseltmiştir” dedi.

Çağdaş, laik, bilimsel ve demokratik eğitim

Eğitimde yaşanan sorunların ülke genelinde olduğu gibi şehirde de yoğun bir şekilde hissedildiğini paylaşan Eğitim-Sen Sekreteri Mehmet Can, çağdaş, bilimsel ve demokratik bir eğitim sistemine ihtiyaç duyulduğunu vurgulayıp, “Eğitim sorunlarına ana başlıklarla dikkate almak istediğimizde iki başlıkta ele alıyoruz. Ulusalda son dönemlerde okul müdürlerinde yapılan değişikliklerle birlikte okulun genel yapısındaki değişikliklerin, çalışan personel üzerindeki olumsuz etkileri üzerinde ifade etmek gerekir. Bu değişiklikler iller bazında da olumsuz olarak ortaya çıkmaktadır” dedi.

Dile getirilen sorunlar ortak

Diğer sendika yöneticileriyle dile getirilen sorunların ortak olduğunu, sendikal olarak ayrışıldığını ifade eden Eğitim-Sen Sekreteri Mehmet Can, “Önceki senelerde TEOG birincisi olan Burdur’un gün geçtikçe geriye gittiği görmekteyiz. Son dönemde sınav sisteminde değişikliklerin gündeme gelmesi ve bunun ani bir şekilde ortaya atılmasıyla biz öğretmenler, öğrencileri gözlediğimizde çok büyük olumsuz sonuçlar doğurmakta. Değişikliklerin yapıldığı tek bir ağızdan ifade ediliyor, ama hangi yönde değişikliklerin olduğu ortada yok. Öğrencilerde bir boşvermişlik, yılgınlık var. Öğrenciler, sınavsız şekilde istediği okullara gidebileceklerini düşünerek boşvermişlik içindeler. Eğitimdeki değişikliklerin altyapılarının tamamlanmadan yapılması birçok sorun yaratıyor” diye konuştu.

YORUM YAZ

  • Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.
  • Henüz yorum yapılmamış.