1954 'ten bugüne BURDUR'DA    e-posta : yenigungazete@ttmail.com

BURDUR, BİR ZAMANLAR GÜL CENNETİYDİ!

7 Ağustos 2015, Cuma, 7:03 | Çevre, Ekonomi, Manşet, Sürmanşet | 705 kere okundu | Bu haberi Facebook'ta Paylaş

Burdur, son zamanlarda gül ve lavanta turizminden pay alma haberleriyle gündemde… Vali Hasan Kürklü’nün ilk olarak gazetemize yaptığı, ‘bu yıl 10-20 bin turisti getirmeyi planlalıyoruz’ açıklamasının ardından, Burdur’a Uzakdoğulu, özellikle Japon turistlerin getirilmesi gündeme taşınmıştı… Hemen ardından konunun fikri takibini yapan Muhabirimiz Hacer Zeren, Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı (BAKA) Burdur Ofisi Koordinatörü Mehmet Candan’a Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı olarak, bu konuda yürüttükleri bir proje olup olmadığını sormuş ve proje yapmaları halinde girişimcilere verecekleri destekler hakkında bilgi almıştı. Candan, gazetemize yaptığı açıklamada, Ağlasun ve çevre köylerinde üretilen gül ve Veteriner Hekim Öztürk Sarıca’nın üretimini gerçekleştirdiği lavanta bahçelerine turist çekilebileceğini ve BAKA olarak, Uzakdoğulu, özellikle Japon turistlerin Burdur’a çekilmesiyle ilgili gerekli hibe desteğini verebileceklerini açıklamıştı. Candan, turisti çekmek için konaklama, yeme-içme gibi alt yapı hizmetlerinin de geliştirilmesi gerektiğine dikkat çekmişti.

Konuyu, dün de takip eden Muhabirimiz Hacer Zeren, bu kez de, Burdur’da gül’ün en yoğun üretildiği, hatta ticaretinin yapıldığı dönemleri bilen, Burdur Gül Yağı Fabrikası’nda çalışan Ata Gülcü ile konuştu.

Şehrin ileri gelenlerinden Ata Gülcü, gazetemize Burdur Gül Yağı Fabrikası’nın tarihçesini anlattı ve ‘yeniden açılabilir mi?’ sorumuzla ile ilgili görüşlerini bizimle paylaştı. Burdur Gül Yağı Fabrikası’nın 1966 yılında açıldığını söyleyen Ata Gülcü, “Bu fabrikanın sahibi yabancıydı. Fabrika 1966’da açılmıştı. Ben fabrikada çok çalıştım, tercüman ve muhasebeciydim. Bu bölgede oraya yetecek gül mevcut. Ham maddeyi, gül esansını Çinlilerden aldıklarını duydum. Onlarla bu hususta konuşmadım. O dönem Fethi Çelikbaş Sanayi müvekkili idi. Tapusuyla gayrimenkulün tamamı yabancı sermayeye aitti.” bilgisini paylaştı.

FABRİKANIN TARİHÇESİ

Fabrikanın, daha sonra, doğru düzgün işlemediğini dile getiren Gülcü, “Onlar 500 liralık senetlerini, 1430 liraya satın aldılar. Tamamı şu anda kuruşu kuruşuna kendilerin ait. Burdur Gülcüler Kooperatifi üyeleri, paralarının tamamını aldılar. İzni, Ticaret Bakanlığı’ndan, ‘burada üretilen ne olursa olsun, gül yağı ve gül suyu Türkiye dahilinde satmak yasaktır’ diyerek müsaadeyi aldılar. Hep dışarıya döviz olarak satıldı.

Buraya 5-8 kişilik ekip geliyordu. O ekip gelmez oldu. Neden gelmediğini ben bilemiyorum. Fabrikanın sahibi çok zengin bir adamdı. Gül’ün mevsimi 3 hafta sürer her bölgede. Damıtım ve kaynatma usulü ile elde edeceği şey, maliyeti yüksektir. Yabancı onu istemez.” diye konuştu.

YENİDEN FAALİYETE GEÇEBİLİR Mİ?

Fabrikanın faaliyette olduğu dönemde, çok işçi çalıştırılmadığına değinen Ata Gülcü, “Daha çok hamaliye işleri yaparlardı. Gül bahçelerinde köylü gül üretirdi. Köylü öğleden evvel, gül yapraklarını, gül çiçeklerini getirirdi fabrikaya. O dönemde gül bahçeleri çoktu. Bu arz-talep meselesidir. Gül fazla olursa fiyatı düşer. Hesaplı olursa fiyatı yüksek olur. Isparta bu işin merkezidir. Her türlü Avrupalı, Japonlar dahil Isparta’ya gelirler. Fabrika çalışırken de Burdur’a gelirlerdi. Burdur Gül Yağı Fabrikası’nı açmak isteyen kişi gelsin satın alsın. Gayet güzel bir fabrikadır. Parçaları paslanmaz, çeliktir, kalitelidir. İki tane fuil-oil deposu vardır.” diyerek, fabrikanın satın alma yolu ile alınabileceğini ve fabrikadaki parçaların sağlam olduğunu belirtti.

Anahtar Kelimeler:

YORUM YAZ

  • Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.
  • Henüz yorum yapılmamış.