1954 'ten bugüne BURDUR'DA    e-posta : yenigungazete@ttmail.com

Bir başarı hikâyesi, Yıldıray Aydın “Paket Elemanlığından, PATRONLUĞA”

16 Ağustos 2017, Çarşamba, 7:08 | Ekonomi, Manşet, Sürmanşet | 320 kere okundu | Bu haberi Facebook'ta Paylaş

Dominos Pizza Burdur Şubesi işletmecisi Yıldıray Aydın 2003 yılında paket elamanı olarak başladığı Dominos Pizza’da azim ile çalışarak nasıl işletmeci, işinin patronu haline geldiğini Muhabirimiz Filiz Eryılmaz’a anlattı.  Girişimci Yıldıray Aydın’ın başarı hikâyesi, gençlere örnek nitelikte…

14 yıllık iş yaşamı, Dominos Pizza deneyiminde iş yerinin bütün aşamalarında görev alan,  bir bir yükselerek yöneticilik pozisyonuna bölge müdürlüğüne kadar basamakları çıkan Aydın’ın açıklamalarında öne çıkan pasajlar şöyle:

“Dominos Pizza sektörüne 2003 yılında paket servisi personeli olarak göreve başladım. Geçici bir iş düşüncesi ile girmiştim. İş devamında işi sevdim. Ben işe girdiğimde şirket 25 şube idi. Şu an 600 şube. Ben ilk olarak İstanbul Nişantaşı şubesinde başladım. Burada paket servisi hariç pizza yapımı gibi her alanda çalıştım. Yaşım biraz daha ilerleyince paket servis bana yetmemeye başladı. Şirket büyük bir şirket olduğu için o kadar büyük fırsatlar vardı ki; ben bu fırsatlardan nasıl yararlanabilirim? diye düşünmeye başladım. İlk pozisyon olarak vardiya müdürlüğü açığı vardı. Oradan başladım.

Benim hayalim hep bir gün, ben bu restoranı yönetebilirim diye düşünüyordum. Vardiya müdürlüğü de beni kesmemeye başladı. Bu defa mağaza müdürü olabilirmiyim? Bu sorular kafamda dolaşmaya başladı. Bu arada açıktan da lise okuyorum. Bir sene içerisinde eksik kredilerimi tamamlayıp liseyi bitirdim ve vardiya müdürlüğünden bir üst pozisyona geçtim. Yaklaşık 9 ay bu görevde başka bir şubede çalıştım. Orada iyi bir performans sergiledim. Bir gün bölge müdürüm geldi, ‘seni Nişantaşı şubesine mağaza müdürü yapalım’ dedi. Bu teklif bana şaka gibi geldi. Hayalimdeki iş gerçekleşiyordu. 2010 yılında Nişantaşına mağaza müdürü olarak geri geldim. 7 yıl sonra paket servis olarak işe başladığım mağazaya şimdi müdür olarak gelmiştim. Ayrı bir hava, ayrı bir heyecan vardı bende. Sanki işe yeni başlamış gibi…

Şu an patron olduğum durumdan o zamanki mağaza müdürlüğüm daha farklı ve heyecanlı idi. 3 yıl hep o iş yerini zirvede taşıdık. Her senede çıtayı yükselttik. Tabi bende o heyecan azalmaya başladı. Sonra da dedim ki ‘ben bölge müdürlüğü yapabilirmiyim?’ Bu arada dedim ki nasıl olsa lise bitti açıktan 2 yılda bir üniversite bitireyim, ben bölge müdürlüğünü alırım dedim. Bir gün bölge müdürümüz geldi, bana ‘senin hedefin ne diye?’ sordu. Bende ‘buradan kurtulmak ve farklı bir pozisyona geçmek’ dedim. Ya farklı bir şubye geçeyim ya da bir üst göreve gelerek bölge müdürlüğüne geçeyim dedim.

Bölge Müdürlüğüne geçtim. Bana öyle bir bölge verdiler ki Etiler, Bebek, Ulus, Ortaköy şubeleri vardı. Kalbim yerinden çıkacaktı. Bunlar İstanbul’un gözbebeği olan dükkânlardı. Buralardan ayda bir milyar para geliyor ve bu parayı yönetmen gerekiyor. Bir anda sudan çıkmış balığa döndüm. Tek dükkânı yönetmek çok kolay. Bu defa yöneticinin yöneticisi olmak gerçekten zor.  Ama heyecan var. Bölge Müdürü olmuşum. Altıma sıfır araba vermişler. Bütün imkanlar verilmiş. Yaklaşık bir yıl bölge müdürü olarak çalıştım. Beş şubeye bakıyordum. Bir yılın sonunda yedi şubeye çıkardılar. Bu yedi şube ile iki yıl geçirdim. Dominos ile hayatımda en keyif aldığım iki yıl oldu. 3 yıl sonra artık hırs mı desem ne desem bilemiyorum daha yükseklere bakmaya başladım.

Ya 30 şubeye bakan operatör müdürü olacağım ya da kendi işimi açacağım. Dominosta artık her şeyi öğrenmiştim. Bu birikimleri kendi iş yerimde kullanmak istedim. Hedefimde bir şube açmak  vardı artık. Bir arkadaşımla ortak olarak Fethi’yeye açacaktık, tesadüfen Burdur’a uğradık yemek molası verdik. Şirkete ’Burdur var’ dedik. Bize ‘oraya da açın’ dediler. Baktık 80 bin nüfuslu küçük bir yer. Ama şirket buraya da şube açmamız için ısrar etti. Bizde geldik dükkân araştırması yaptık. Tesadüfen şimdiki yerimizi bulduk. Hedefte Fethiye varken kendimi bir anda Burdur’da buldum. Tabi biz Ekim ayında Fethiye şubemizi açtık ve buraya odaklandık. Burdur, dışarıdan gördüğüm kadarıyla yeni yatırımcıları benimsemiyor. Kendileri de şehri geliştirmek için birşey yapmıyor. ‘Burada marka batmış, Burası pizzayı bilmez diye hep negatif şeyler’ söylediler. Ama ben yüzde seksen bilinçli bir Burdur ile karşılaştım. Eğer; bu kadar bilinçli bir müşteri portföyü olmasa çok zorlanırdık. İnsanlar ne yiyeceğini biliyorlar. Burdur bizi şaşırttı. Şu an Fethiye’den bile iyi durumdayız. Burdur’a açtığımız için çok şanslıyız ve mutluyuz.

Biz kurumsal bir markayız. Yüzde yüz mutlu edemeyiz, ama yüzde seksen mutlu etmek müşterimizi bizim görevimiz. Ben 7-24 işimin başındayım. Ürün kalitesinden asla taviz vermeyiz. Gerekiyorsa malzeme fazla kullanılsın ama eksik ürün çıkmasın. Benden çıksın ama müşteriye kötü ürün verilmesin. Kötü ürün verirsen geçici olarak o parayı alırsın,  biz geçici iş yeri kurmadığımız için hedefte hep hizmetimiz daha iyi olsun, daha iyi ürün verelim herkes mutlu olsun biz de mutlu olalım düşüncesindeyiz…”

Burdur’da çalışacak eleman bulamıyoruz

Eleman sıkıntısı yaşadıklarını da aktaran işletmeci Aydın; “Ben Burdur’da paket serviste çalışacak eleman bulamıyorum. Benim elemanlarım Karadeniz’den, Şile’den Karasu’dan Fethiye’den geldi. Biz kurumsal bir firmayız. Maaş ve sigorta var. Ayrıca mesai ücretleri de ödeniyor. Çalışma saatleri ise 8 saat. Bu kadar avantajlı bir iş yerinde ve işsizlik var denilen bir yerde biz paket servis elemanı bulamıyoruz.  O kadar boşta olan işsiz genç arkadaş var ki; ama kimse çalışmaya yanaşmıyor. Biz aylarca iş yerimizi açmadan bizimle çalışmak istermisiniz? diye ilan astık. Ama Burdur’dan kimse gelip bize müracaat etmedi. Benim Burdurlu bir tek çalışanım yok.  İsterim ki Burdurlu gençlerde çalışsın onlarda istihdam edilsin, fakat  kendileri istemiyor. Bu Burdur’un en büyük sorunlarından bir tanesi. Gençlerde çalışma azmi yok” diye konuştu.

Rekabet Olsun İstiyoruz

Yıldıray Aydın, “Biz tek marka olmak istemiyoruz. O yüzden ben daha hiç reklam vermedim. Belki Burdur’da birçok kişi daha Dominos’un buraya açıldığını bile bilmiyor. Biz yavaş yavaş sindire sindire tanınmak istiyoruz. Burada birçok marka da olsun. Hem rekabet olsun hem Burdur kazansın. Ne kadar çok marka o kadar çok rekabet demektir. Tabi burada kazanılan paralar burada harcanacağı için Burdur esnafı da kazanacak demektir” şeklinde konuştu.

Filiz ERYILMAZ

YORUM YAZ

  • Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.
  • Henüz yorum yapılmamış.