1954 'ten bugüne BURDUR'DA    e-posta : yenigungazete@ttmail.com

Başsavcı Sadi Doğan net konuştu: “Burdur’da FETÖ/PDY soruşturmalarını güçlü deliller üzerinden yürüttük”

6 Temmuz 2017, Perşembe, 7:41 | Gündem, Manşet, Sürmanşet | 511 kere okundu | Bu haberi Facebook'ta Paylaş

5 Temmuz 2017 Çarşamba günü  Burdur Gazeteciler Cemiyeti yönetimini makamında kabul eden Başsavcı Sadi Doğan, Burdur’da çok zor bir dönemde ve süreçte görev yaptığını hatırlatarak, 15 Temmuz darbe girişiminden bu yana son bir yıl dır Burdur gündemini meşgul eden Fethullahçı Terör Örgütü-Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) soruşturmaları hakkında çarpıcı açıklamalarda bulundu. Burdur’da FETÖ/PDY dosyalarını kılı kırk yararak, büyük bir özen göstererek hazırladıklarını vurgulayan Doğan, “delillere dayanarak bu soruşturmaları hassasiyetle yürüttük. Vatandaşımızın güveni için çabaladık” dedi.

Hakimler ve Savcılar Kurulu’nun (HSK) yaz kararnamesiyle hafta başında Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığı’na atanan Burdur Cumhuriyet Başsavcısı Sadi Doğan, Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Kürşat Tuncel, yönetim kurulu üyeleri Serkan Şimşek, Mesut Madan ve Bahtiyar Turan’ı kabulünde yaptığı açıklamada, iki buçuk yıldır Burdur’daki çalışmalarını değerlendirdi, ilimizde yürütülen FETÖ/PDY soruşturmaları hakkında bilgi verdi.

Başsavcı Sadi Doğan’ın açıklamalarından pasajlar şöyle:

“Ağrı Cumhuriyet Başsavcısıyken, 2015 yılı Şubat ayı itibariyle Burdur Cumhuriyet Başsavcılığına atandım ve göreve başladım. Geldiğimiz andan itibaren Burdurluların, Burdur’daki kamu yöneticilerinin ve tüm siyasetçilerin Burdur Cumhuriyet Başsavcılığımıza karşı yüksek bir ilgi, alaka ve misafir perverlik gösterdiğini gördüm. Yaklaşık 3 ay ziyaretler oldu, başka illerle paylaştığımız zaman kurumlarına bu kadar sahip çıkan başka bir il’in olmadığını gözlemledik. Babamızın vefatında da aynı duyarlılığı gösterdiler. Şimdi Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığına atanmamız nedeniyle hepsi tebrik amacıyla randevu alarak, telefon açarak iyi dileklerini iletiyorlar. Kendilerine tek tek teşekkür ediyorum.

Zor bir dönemden geçtik. Ülkenin geçtiği zor dönemler vardı, Burdur’da zor günler geçirdik. Bugünlerin atlatılmasında kendimize güveniyorduk, gördüğümüz kadarıyla devletimizin de bize inancı, güvenci aynı oranda gerçekleşti. HSK bizim de beklemediğimiz bir şekilde bizi en güçlü illerden birisine, Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığına atadı. Bu da bizim yaptığımız çalışmaların başarı olarak görüldüğünün bir kanıtıdır. Ben bu vesileyle HSK’ya ve bizi bu göre uygun gören devlet büyüklerimize teşekkür ediyorum.

2 yıl 4 ay boyunca Burdur’da birçok sorunla uğraşmak zorunda kaldık ve bunları da çözdük. Bunlardan en önemlisi FETÖ soruşturmaları, darbe soruşturmalarıydı. Biz yaptığımız ilk açıklamada ‘Kurunun yanında yaş yanmayacak. Bunun teminatı da Burdur Cumhuriyet Başsavcılığıdır.’ dedik.

Bu kararlılıkla, bu duyarlılıkla ve hassasiyetle soruşturmalarımızı devam ettirdik. Bugüne kadar yaklaşık 2 bine yakın kişi hakkında soruşturma açtık ve delili olmayan hiç kimseye soruşturma açmama kararlılığıyla açtık. Hiçbir ihbar dilekçesiyle kimseye soruşturma açmadık, onları incelemelerle, ön soruşturmalarla değerlendirdikten sonra o kişinin örgütle bağlantılı olduğuna kanaat getirdiysek öyle soruşturma açtık. Bu titizliğimize rağmen rakamlar çok yüksek. Şu an Burdur Cumhuriyet Başsavcılığı görevini bırakıyorken gönül rahatlığıyla şunu söyleyebiliriz; Cezaevinde yaklaşık 300 civarında kişi var, inanmadığımız, bu örgütle teması olmadığını düşündüğümüz kimse cezaevinde değil. Delili yeterli olmadığını düşündüğümüz hiç kimse cezaevinde değil.

Dolayısıyla kamuoyunda ‘kurunun yanında yaşta yanıyor, haksız şekilde insanlar gözaltına alınıyor’ algısının bırakılması gerekiyor. Kamuoyunun Burdur Cumhuriyet Başsavcılığının yaptığı işlemlere güvenmesi gerekiyor. Allah’ın izniyle bu konuda bir yanlış yaptığımızı düşünmüyoruz. Yanlış yaptığımızı düşündüğümüz kişileri ise tahliye ederek gönderdik.

Kamuoyunun tartıştığı konulardan birisi itirafçılık müessesesi. Ancak bu örgüt 28 Şubat sonrası, kendisine yönelik benzeri bir problem yaşayacağını düşündüğü için yazılı bir delil bırakmama konusundaya dikkat etti. Bunu yıllarca araştırdık, biliyoruz. Yaptığımız bütün soruşturmalarda Türkiye genelinde yazılı kayıtlara çok az ulaşıldığını gördük.

Bu örgütü çözümlemede en önemli delillerimizden birisi, örgütün içerisinde olan ve yapılan iş nedeniyle pişmanlığını dile getiren insanların bize yüksek duyarlılıkla verdiği bilgilerdir. İnsanlar beynelminel tahliye ediliyor düşüncesi varsa, bu yanlıştır. Öyle güzel soruşturmalar yürütüldü, ifadeler alındı ki Burdur ve ilçelerinde bu yapıyla temas eden neredeyse hiç kimse soruşturmasız kalmadı. Dolayısıyla itirafçı olup ta, hakkıyla itirafta bulunan insanları da tebrik etmek, onlara teşekkür etmek lazım.

Bu yapının Türkiye genelinde en etkin şekilde çözülmesinin, ifade veren insanların itiraflarıyla devlete ve Cumhuriyet Başsavcılıklarımıza yaptıkları yardımlardandır. Bu hak kanunda yazılıdır, bu hakkı kullanmak isteyen eline silah almamış her örgüt üyesi için bu hak geçerlidir. Kamuoyunun yüksek oranda FETÖ’cü olarak bildiği birisini biz itirafçı olarak kabul ettiysek, bu konunun tartışılmaması gerektiğini düşünüyoruz. Onun katkıları yaptığımız bütün soruşturmalara çok ciddi yarar sağlamıştır. İtirafçı olanlar yeterince itirafta bulunuyor mu? Bizi yanılttığını düşündüğümüz kişileri yeniden tutukluyoruz. Bizi yanıltan kişilerin örgüte daha da bağlı olduğunu düşünüyoruz ve kendilerini yakıyorlar.”

YORUM YAZ

  • Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.
  • Henüz yorum yapılmamış.