1954 'ten bugüne BURDUR'DA    e-posta : yenigungazete@ttmail.com

BAŞKAN ERCENGİZ’den Yeni Gün’e 2015 değerlendirmesi: ‘2015 yılı verimli geçti 2016 ise; YATIRIM YILI’ olacak

17 Aralık 2015, Perşembe, 7:37 | Ekonomi, Gündem, Manşet, Siyaset, Sürmanşet | 804 kere okundu | Bu haberi Facebook'ta Paylaş

Burdur Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz, yeni bir yılı geride bırakmaya günler kala gazetemize 2015 yılının genel değerlendirmesini yaparak, 2016 hedeflerini açıkladı.

Başkan Ercengiz, nitelikli içme suyu’ndan, Fen İşleri Kampüsü yapımına, esnafların ‘öğrenciden beklediğimiz alamadık’ açıklamalarından, Burdur’un Burkent’e doğru   kentleşmesinden, Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Örtülü mevkii’nin imara açılıp-açılmaması tartışmalarına kadar şehrimizi ilgilendiren tüm konu ve sorunlarla ilgili görüşlerini samimi bir şekilde, Muhabirimiz Hacer Zeren’le yaptığı söyleşide dile getirdi.

2015’in projesi Fen İşleri kampüsü, 2016’nın projesi ise AVM olacak

Başkan Ercengiz, 2015 yılında Burdur Belediyesi kaynaklarını çar-çur etmeden, çok iyi şekilde değerlendirdiklerini dile getirirken, 2015 yılında yapılan, Burdur için en önemli projenin Fen İşleri Kampüsü olduğunun altını çizdi. Ercengiz’in 2016 yılındaki en büyük hedefi ise; AVM yapımı… Başkan Ercengiz, Burdurlu’lara, eski Otogar alanına AVM projesinin yapılacağının müjdesini verdi.

İşte; Başkan Ercengiz’in 2015 değerlendirmesi ve 2016 yılı hedefleri:

2015 YILI’NI VERİMLİ GEÇİRDİK

Hacer Zeren: Sayın Başkan, 2015 Yılı Burdur Belediyesi için nasıl geçti?

-Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz: Ekonomik anlamda planlarımızı iyi yaptık. Biz 2015 yılında iyi bir bütçe kullandık. Kaynaklarımız çar-çur etmedik. Yıl içerisinde yeni projeler için alt yapımızı oluşturup, bunların çalışmalarını yaptık. Bu çalışmalar devam etti; yol, asfalt, kısmen kanalizasyon, yağmur drenajı ve içme suyunun bir kısmında rehabilitasyonlar yaptık. Orman Bakanının, geçen yılki görüşmeler neticesinde, nitelikli içme suyuna kavuşmak için, Devlet Su İşleri (DSİ) ile başladığımız projede, artık yavaş yavaş meyve alacağımız dönemlere gelmeye başladık. Kısa vadede, zorunlu içme suyu projesi kapsamında, eski kaynakları rehabilite ederek kullanılmasını öngörmüştük. Bunun çalışmaları devam ediyor.

‘KENDİ KENDİMİZE YETEBİLEN BİR BELEDİYE OLACAĞIZ’

Fen İşleri Kampüsü’nün inşaatına başladık ki, bu proje Burdur için çok önemli. Bittiği zaman, Burdur belki 20-30 yıl yeni bir Fen İşleri kampüsüne ihtiyaç duymayacak.   10 m2 kapalı alanda biz üretime yönelik işler yapacağız. Kendi kendine yetebilen bir Belediye olacağız. Dışardan hizmet satın almak yerine, daha çok vatandaşımıza, zanaatkarımıza istihdam sağlayıp, kendi üreten, kendi kullanan bir Belediye hedefimizi büyütüyoruz. Kapalı duraktan, korkuluklara, asma germelerden, Çayboyu üzerinde yaptığımız imalatlara kadar, Burdur Belediyesi bu işleri kendisi yapıyor.   Hizmet satın alma noktasında hep fiyat mukayesesi yapıyoruz. Eğer yaptığımız, aldığımızdan daha pahalıya gelirse dışarıdan satın alıyoruz ama yaparak imal ettiklerimiz daha ucuzsa hep kendimiz yapıyoruz. 2015, bizim açımızdan olumluydu. Kültür-Sanat etkinlikleri, Belediye bütçesinin kullanımı, hizmet üretimi açısından gayet olumlu geçti.

2016 YATIRIM YILI OLACAK

Hacer Zeren: Sayın Başkan 2016 yılı hedefleriniz nedir?

– Ali Orkun Ercengiz: 2016 bizim için yatırım yılı olacak. 2016 yılı yatırım programına aldığımız bir iki projemiz var; bir Market ve Düğün Salonu Kompleksi. Ardından AVM için bir alt yapı oluşturmak ve kentsel projelendirmeyi sağlayıp, orada yeni bir alan oluşturup bir AVM yapmayı düşünüyoruz. Maalesef, yeni Otogar bitişiğindeki yerin, arazi ile ilgili hukuki süreç devam ediyor. Bizden önceki dönemde oluşan bu sorunu çözemedik. Çözemedik derken; hukuki süreç devam ediyor. Bu sorunu çözersek, orası için de bir tasarrufumuz olacak.

Hacer Zeren: Sayın Başkan, daha önce bize verdiğiniz bir röportajda demiştiniz ki; ‘tabiiki esnaflar kendilerini yenilemeli ama biz de öğrenciden istediğimizi alamadık.’ Bu görüşünüz devam ediyor mu? Nasıl değerlendiriyorsunuz süreci?

‘HER İL’E ÜNİVERSİTE PROJESİ BEKLENİLENİ VERMEDİ’

– Ali Orkun Ercengiz: Ben bu konuda iddialıyım; ‘her il’e üniversite projesi’ bekleneni vermedi. Eskiden öğrenci denildiği zaman, ekonomisiyle gündeme gelen bir kavramdı öğrenci. Ama 12 bin öğrencinin her gün Burdur’da yaşadığını, yediğini, içtiğini, seyahat ettiğini, taşındığını ve Burdur’da nefes verdiğini düşünürsek, bu 12 bin kişi karşılığındaki geri dönüş rakamı beklenilenin altındadır. Bunun birçok nedeni var; Burdur yakın illerden öğrenci alan bir il. Zaten öğrencinin temel ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra, eğlenceye ayıracağı paranın ve günlerin haftasonu olması, öğrencinin kendi memleketlerine, yakın memleketlere gitmesi nedeniyle maalesef istediğimiz noktaya gelemedi. Bu konuda da beklentilere esnaf olarak da yanıt veremedik, yerel yönetim olarak da yanıt verilmedi. Biz bunun çabası içerisindeyiz. Öğrencilerin daha fazla vakit geçirebileceği alanları yaratmaya çalışıyoruz. Sosyal donatı alanları gibi. Biz bir takım şeylerin alt yapısını yapıyoruz. Esnafın da kendisini geliştirip, dönüştürmesi lazım.

‘MARKA CADDELERİN SAYISINI ARTTIRACAĞIZ’

Bizim hep marka cadde yaratmakla ilgili bir hedefimiz vardı; bu marka caddelerin yapımını esnaf bizden talep etmeli, birlikte yaratmalıyız. Sayısını arttırmalıyız. Kalekapı Caddesi ile ilgili projemizi hazırlıyoruz, bu bitecek. Birkaç ay içerisinde ışıl ışıl, şıkır şıkır bir cadde yapacağız. Amacımız; ne kadar çok yayalaştırılmış cadde olursa, Burdur’a o kadar farklı bir bakış gelecek.

Hacer Zeren: Biz son zamanlarda esnaflarla çok görüştük, haber yaptık. ‘Esnaflar kendilerini yenilemeli, piyasayla rekabet edebilmeli ama üniversitede kendi içine kapanık, öğrenci bütün ihtiyacını üniversite içerisinde karşılıyor. Şehir merkezinde çok vakit geçirmiyor şeklinde de görüşler var.’ Bunu nasıl değerlendirirsiniz?

‘ÖĞRENCİYİ ŞEHİR MERKEZİNDE TUTMAMIZ LAZIM’

– Ali Orkun Ercengiz: Burada birçok şey birbiriyle ilintili. Öğrenci, şehir tercihlerini yapıyorken; aileler, yakın çevre, rehber öğretmenler etkili oluyor. Ben eğer üniversite tercihi yapılacak durumda olsaydım; o günkü koşullarda memur çocuğuysam eğer, küçük bir şehri tercih ederdim. Çünkü imkanım kısıtlı. Ulaşım daha ucuz, yeme-içme daha ucuz, konaklama nispeten daha ucuz. Burdur‘la ilgili öğrenciler şikayetlerini dile getiriyorlar ama bu bir İzmir, Antalya ya da Ankara ile kıyaslamıyorlar. Yani aslında, Burdur’da 2 ila 5 liraya karın doyurabilirsiniz. Yanında ayranla tost yiyebilirsiniz. Öğrenci zaten genelde ekmek arası ürünler yiyor. Çok da beğenmediğimiz bir beslenme şekli ama dünyanın neresine giderseniz gidin, öğrencinin beslenme şekli böyle. Burdur’a gelen çocuklarımızda çok varlıklı ailelerin çocukları değil.Belli bir bütçeyle, hayatını idame ettirmeye çalışan gençlerimiz. Bizim esnaf anlayışı onlara; daha ucuza daha fazla sirkülasyonla hizmet üretmek ve mal satmak olmalı. Öğrenci 2,5 liraya tost yiyeceğine, 4 liraya tabildot yiyebilmeli. Bunu yapabilmeliyiz. 600-700 liraya apart’ta kalacağına, 4 kişilik odaları 250’şer liraya satabilmeliyiz. Bunları yapabilmeliyiz. Daha çok öğrenciyi şehrin içinde tutacak, şehri ekonomik hale getirecek, bir yandan da öğrenciye Burdur’u sevdirip, Burdur’dan gitmemesini sağlamış oluruz.

Hacer Zeren: Bunun için öğrencinin eğlenebileceği alanlarda olmalı sanırım.

‘EĞLENCE KÜLTÜRÜNÜN ALT YAPISINI OLUŞTURMAK GEREK’

– Ali Orkun Ercengiz: Dönüp dolaşıp içkili yer bölgesine geliyorum. İçkili yer bölgesi ile ilgili bir takım kararlar alıyorken şunu yapmaya çalıştık aslında; özgürlük tercihini insanlara sunmaya çalıştık. Kimse kimsenin ağzına parayla satın aldığı bir şeyi dökmüyor, bu bir tercihtir. Bunu bir doğru davranış biçimi olarak da halka sunmuyorum ama; siz bir taraftan özendiğiniz şehirler gibi olmayı sürekli isteyeceksiniz, bir taraftan da özgürlükleri kısıtlayacaksınız, olanakları dar tutacaksınız. Diyelim ki öğrenci Cuma akşamı eğlenmek istiyor, sınavlarını bitirdi. Nereye gidiyor öğrenci? İstasyon Caddesi’nde de kafeye gider en fazla. Eğlence kültürü oluşturabilmek için alt yapısını da oluşturmak lazım. Öğrenciye mekanlar yaratmak lazım.

Hacer Zeren: Yani asıl amacınız illa alkollü mekan açalım, insanlar alkol alsın değil.

– Ali Orkun Ercengiz: Kişi alkollü mekanlara girer, soda da içer, meyve suyu içer. İlla alkol değil. Ama eğlence konseptinin içerisinde alkol kültürü de maalesef var. Çok tasvip edip, arkasında durmuyorum. Geçen yıl 4 tane çocuğumuz Burdur’dan Isparta’daki bir eğlence merkezine gidip, geri dönerken 4 tane çocuğumuzu kaybettik. Biz şunu söylemeye çalışıyoruz; insanlar eğlenecekse burada eğlensin ve güvenliğini sağlayalım. Huzur içerisinde gitsin gelsin. 50 km gidip dönüş yol yapıyor ve trafik kazasında kaybediyorsun. Bunu salt kaderle bağdaştıramayız. Önce tedbir arkasından tevekkül.

Eskişehir’in 20 yıl önceki hali Burdur’dan çok farklı değildi. Üniversite ile şehri büyüttüler. Bunu büyütürken önce zihniyeti büyüttüler, insanların davranış biçimini büyüttüler. İstasyon Caddesi’nde kafeler müzik yapmaya başladı. Her gün şikayet gelir mi? Vatandaş müziğin sesini de azaltsa sürekli şikayet var. Bütün bir yaz boyunca sokakta davul zurna çalınıyor bundan kimse rahatsız olmuyor, iki tane gencimiz orada sokakta müzik yapıyor, ondan rahatsız oluyor vatandaş, Emniyet’e şikayet ediyor.   Bu samimiyetsizlik. Bu hasetlik, fesatlık. Burdur’un gelişmesini istememek. Ben birşeyleri değiştirelim istiyorum. Burdur halkı artık biraz kabuğunu kırmalı.Yönünü dışa döndürmeli. ‘Küçük olsun benim olsun’ mantığından ziyade, şehri büyütmek için zihniyeti değiştirmemiz lazım.

‘ŞEHİR MERKEZİNİ CAZİBE MERKEZİ HALİNE GETİRMELİYİZ’

Üniversite‘ye kadar yol yapsan ne olacak? Bunu öğrenmek istiyorum. Bilen de konuşuyor, bilmeyen de konuşuyor. Orada bir sürü çekince var. Diyelim ki; şehir merkezinden üniversiteye kadar bina yaptık. Neyi değiştirebiliriz? Üniversite ile şehri bağlamış mı olacağız? Bunlar anlamsız düşünce. Burdur’dan Isparta’ya giden insan, buradan şehre de gelir, şehirden üniversiteye de gider. Yeter ki; şehir merkezi cazibe merkezi haline gelsin. Bunun için zaten gayretimiz. Bunun için sanat sokaklarımız, kültür sokaklarımız olacak. Bizim gönlümüzden geçen, insanımızın biraz daha Burdur’u büyütmeye verdiğimiz emeğe saygı duyup, katkı vermesini istiyoruz.

Hacer Zeren: Sayın Başkan, son zamanlarda nitelikli içme suyu çalışmalarınızla ilgili, bu konuda farklı görüşlere gazetemizde de haber yaparak yer verdik. ‘Burdur’un daha nitelikli içme suyuna kavuşması için Gökpınar mevkii’nde 4 tane sondaj kuyusu açtınız. Fakat burası Burdur’un su havzası içerisinde olduğu için, o bölgenin imara açılmasının da önünü kapatmış oldu.’ Bu görüşleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

‘GÖKPINAR SUYU İLE İLGİLİ İLK VERİLER ÇOK İYİ’

– Ali Orkun Ercengiz: Gökpınar’da şu andaki veriler oldukça iyi, 4 tane pompa besliyor. Şu an kullandığımız su 45-46 sertliğinde. Bizim DSİ ile planladığımız o kaynak 1967 yılında yapılmış sondajlarla su çekiyor. Verimleri oldukça düşmüş. Bu pompaları değiştiriyoruz. 20 metrelerden 72-70 metrelere indiriyoruz. Daha çok süzülen suyun sertliği düşecek. Bunun ölçümleri geldiğinde kamuoyu ile paylaşacağız. Ardından bir yumuşatma arıtma tesisi yapacağız. Bir depo yapacağız ve bu hattın komple borularla yenileceği ve güvenilir içme suyunu sağlayacağız. Gökpınar’ı zaten yasal olarak açamıyoruz. Çünkü şu anda Burdur’un 1. derecede içme suyu havzasında. Bunu değiştirmemiz mümkün değil. Bir takım sözleşmeler imza atmışız. Diyelim ki orayı imara açtık ne olur orası? Ciddi bir fasulye değeri var, marka oldu. Öğrenciden aldığı paradan çok daha fazla fasulye üretimi yapılıyor. Diyelim ki yaptık. Ne olacak orası? Alış-veriş Merkezi, yüksek yüksek binalar. Şehrin bir kısmını oraya kaydırmak, yeni bir yapılaşma ve şehirlerarası yolun ortasında kalmış yeni bir alan. Bunlar doğru şeyler değil. Amacımız ‘üniversite şehri’ yapmakken, ‘şehir üniversitesi’ olacak ondan sonra. Şehri alıp oraya taşıyacağız. Burdur’un o zaman hiçbir değeri kalmaz. Bunu yaptığınız anda Burdur’u, üniversite ile koparırsınız.

Hacer Zeren: Tam bu noktada Canlı Emlak’ın sahibi İsmet Canlı’nın bir görüşü vardı. ‘Şehir, Burkent’e doğru kayıyor’ diye. Çünkü Bahçeşehir orada, Yeni Adliye Sarayı orada, Fen İşleri Kampüsü orada, Mezarlık orada. Sayın Tekin Akça’da ‘bütün gelişmiş şehirlerde kentleşme Batı’ya doğru olur. ’ demişti. Katılır mısınız?

‘ŞEHRİN DEĞERSİZ VE ESKİ YAPILARINI DÖNÜŞTÜRMEMİZ LAZIM’

– Ali Orkun Ercengiz: Bu bir sosyolojik davranış biçimi. Şehirler hep batı’ya doğru gelişiyor. Ya da medeniyetler batı’ya doğru gelişmiş oluyor. Bir kere şehrin batısında bir göl avantajımız var. Su, çok farklı bir bakış açısı. Su’yun olduğu yerde hayat var. Bu suyun oradaki varlığı önemli. Bizim imarla ilgili sorunumuz yok. İmara açılmış bölgeler, yapılaşma dolmuş, şehir sıkışıklığı gibi bir kavram yok. İnatla yeni bir yerleri imara açma düşüncesi yanlış. Bence; şehrin yapı olarak değersiz ve eski yapılarını dönüştürmemiz lazım ve kenti dikey anlamda daha çok kullanmamız lazım. Kat yüksekliklerini arttırmamız lazım. Bunu yaparken de siteleşmeyi sağlayıp, sitelerin sosyal donatı alanlarını, otoparklarını kendi alanı içerisinde çözebilmesinin önünü açmak lazım. Böylece şehir daha derli toplu olur. Bunun önünü açmak lazım. Buna eyvallah. Biz Necatibey ve Kışla Mahallesi için bir kentsel tasarım istedik. Biz buraları kentsel dönüşüme sokalım dedik. Buraları değiştirelim. Bunlar değişebilir. Necatibey Mahallesi’nde yeni bir tasarım yaptık. Orada yaşayan kendi mahallesinin yerlisiyle yeni yapılaşmayı birbirinden çok koparmadan, girift alan içerisinde fakat kendi alanlarında yaşayabilecek hale dönüştürmemiz lazım. Şehrin üniversiteye açıldığı kapı Necatibey Mahallesi. Kredi Yurtlar Kurumu’ndan, Necatibey Mahallesi’ne gelene kadar en az 15 dakika geçiyor. Bu seferde belki yolu konuşmayacağız. Bunun için çalışmamız var.

‘BURDUR SAĞLIKLI YAŞLANAN-MUTLU BİR ŞEHİR’

Hacer Zeren: Sizin Burdur’la ilgili yaptırdığınız bir anket vardı. Burdur sağlıklı yaşlanıyor, yaş ortalamamız 80 gibi sonuçları vardı. Bu durumu nasıl yorumlarsınız?

– Ali Orkun Ercengiz: ‘Burdur şikayetçi bir şehir’ dedik ama; aslında çok mutlu bir şehir. Bizim halkımız kanaatkar. Biz kurallara riayet eden, devletiyle kavgası olmayan, vergisini günü gününe yatıran, birbirine karşı hoşgörülü bir şehiriz aslında. Ben bu nedenle Burdur halkımızı, hemşehrilerimizi çok seviyorum. Sağlıklı yaşlanan bir şehir. Belki benden önceki dönemlerin yerel yöneticilerinin de katkısı çok büyük. Sanayileşme şehrine dönüşmüş olsaydı bu şehir, birtakım kirlilikleri de beraberinde getirecekti. Bu sağlıklı yaşlanmanın önüne geçebilirdi. Biz vatandaşımızın daha mutlu olabileceği parklar, yürüyüş yolları yeşil alanlar yapıyoruz. Biz yürüyüş yollarına çok önem veriyoruz.   Kaldırımları sadece engellilerimiz için değil, bir yaşlımızın da rahat kullanabileceği yükseklikte yapmaya çalışıyoruz. Bordürlerimizi hep yatık kullanıyoruz. Vizyonu geniş tutmakla alakalı. Avrupa’ya gittiğimizde bunları gözlemliyoruz.

‘GÖÇÜ ÖNLEMENİN YOLU İSTİHDAM YARATMAKTIR’

Hacer Zeren: Şehirde yapılan çalışmaların, göç veren bir kent olan Burdur’a ne gibi etkileri var sizce?

– Ali Orkun Ercengiz: Biz bunun önüne geçemeyiz. Bunun önüne geçecek tek yöntem istihdam yaratmaktır. İnsanların karnı doyuyorsa o şehirde mutlu olur. Ben burada istediğim kadar mutlu olayım, akşam evime gidiyorken cebimde ekmek param yoksa bu şehirde mutlu olamam. İş sadece sanayileşme değil.

Öğrenciyi doğru kullanamıyoruz. Öğrenciye sadece hizmet etmek kafe yapmak değil. Öğrencinin çamaşırı yıkanmalı, öğrencinin birtakım sosyal gereksinimleri yerine getirilmeli. Spor salonları açılabilir, bu çocukların ilgisini çekecek eğlence noktaları oluşturabilir.Ucuza yemek yapılabilir, ucuza barınma sağlanabilir. Şimdi stüdyo daire furyası ya da apartçılık başladı. İlk bu işe başlayanlarla, şimdiki arasında dağlar kadar fark oluşmaya başladı Sayı arttıkça, fiyat düşmek zorunda kaldı. Şimdi apartçılar şikayet ediyor. Çok sirkülasyon olacak, sürümden kazanacağız. Hemen yatırım yaptık, 2 senede paramızı geri alalım düşüncesi olmayacak. Yatırım yapıyorsak, bu bir işletmeyse 5-10 yıl arasında geri dönüşümünü alacağız. Böyle düşünülmesi lazım. 2. OSB için metrekaresi 15 dolardan yer satılıyor. Girişimci, yatırımcı biraraya gelip yatırım yapabilir. Üretime yönelik bir takım işletmeler açılmalı.

Hacer Zeren: Bu arada, ‘Gökpınar mevkii’ne baraj yapılarak nitelikli içme suyunun sağlanabileceğine’ dair görüşler vardı. Bunu da araya sıkıştıralım…

– Ali Orkun Ercengiz: Edilgen fiille konuşmalar çok anlamsız oluyor. Ben şimdi ‘İstanbul’a 4. köprü yapılmalı diyeyim. Hatta 5.’si de yapılmalı. Ya da İstanbul Atatürk Havalimanı’ndan hep rötarlı kalkıyorum, yenisini yapalım. Yapılmalı, edilmeliydi olmuyor bu iş.’ Şuraya yapılsın, şuraya olabilir. Şu yapılırsa başarılı olur. Tespitler doğrudur ama bunun karşılığında öneri yoksa havada kalır. Bunu sadece insanlar düşünmüyor. Elbette bu şehri yöneten insanlar olarak biz de düşünüyoruz. Yapraklı Barajı’ndan, Eğirdir Gölü’ne varıncaya kadar tüm havzayı tarıyoruz. Belkaya Barajı’nı da düşündük, Tekke Gözünü de düşündük. Baraj yaptığınız zaman, o barajdan sağlıklı içme suyunu doğrudan alamıyorsunuz. Hemen suyu orada biriktir, ver olmuyor. DSİ yapıyor bu işi, bu işin mühendisleri Bakanlık düzeyinde çalışma yapıyor.

Hacer Zeren: Sayın Başkan sizce Belediye’nin 2015 yılının en önemli projesi ne idi?

– Ali Orkun Ercengiz: Bence Fen İşleri Kampüsü. Çünkü Fen İşleri Kampüsünü sadece üretim yapan, işçilerimize konfor sağlayan bir yer olarak düşünmeyin. Fen İşleri’nin kapladığı alanın boşaltılması, önümüzdeki süreçte Burdur’a yapılacak projeler için çok büyük bir alan yaratmış olacak. Bu açıdan çok önemli. Eğer ben günü kurtarmayı düşünen bir Belediye Başkanı olsaydım bunu yapmazdım.   Vatandaş attığı her adımda Fen İşleri Kampüsü’nün imalatını görecek. Kaldırım taşlarını, asfaltımızı, duraklarımızı yapacağız. Dönüp Eskişehir’i incelediğimizde, buradan başladı.

Hacer Zeren: 2016 yılında, Burdur’u bekleyen en önemli projeniz nedir?

2016 YILI’NIN EN BÜYÜK PROJESİ; AVM OLACAK

– Ali Orkun Ercengiz: AVM için adım atmayı düşünüyoruz. En azından projesi bitmiş olsun, ihaleye çıkacak duruma gelmiş olsun. Bunu yapacağız. Yaptırdığımız ankette Burdur halkının bizden en çok istediği şeylerin başında AVM geliyor. Her ne kadar sosyal demokrat zihniyette olsam da, küçük esnafın bundan olumsuz etkileneceğinin altını kalın bir çizgiyle çekiyorum.

Hacer Zeren: Ne yapacak küçük esnaflar?

– Ali Orkun Ercengiz: Sonuna kadar bu konuda direnişimi gösterebilirim ama AVM’ler artık bir kent kültürü, yaşam biçimi oldu. Buna dur diyemeyiz. Aksi takdirde vatandaşımız çevre illere gidiyor, bundan da şikayetçi… Gönlümüzden geçen, bu Alış-veriş Merkezi içerisindeki oluşacak mağazaların, dükkanların, Burdur kent esnafının büyük bir bölümünü oluşturması.

‘2015 YILINDA BENİ EN ÇOK ÜZEN; İNSANLARIN YOK YERE ÖLMESİ’

Hacer Zeren: Son sorum Sayın Başkan; Belediye Başkanı olmanızdan ziyade, bir insan olarak 2015 yılı içerisinde sizi en çok üzen veya mutlu eden şey ya da olay neydi?

– Ali Orkun Ercengiz: Dünyada ülkemizde beni çok mutlu eden bir şey yok. Bu kadar insan yok yere ölüyorken, bir yöneticinin çok mutlu olması mümkün mü? Mülteciler her gün sahile vuruyor. 2-2,5 yaşında bebekler ölüyor.   Ufak tefek şeyler bizi mutlu ediyor. En azından benim açımdan, sokağa çıktığımda insanlar bizim yaptığımız hizmetlerden ötürü teşekkür ettiği zaman bize teşekkür edip, ‘şu iş güzel olmuş’ dediklerinde mutlu oluyorum. Beni üzen çok şey var. Hiçbir gerekçe insanın ölmesi için yeterli değildir. Ama bu ülkede gazeteciler tutuklanabiliyor. Bu ülkede insanlar, ölüyor. Ölüm artık çok sıradanlaştı. Böyle olmaması lazım. Bir dönem hergün şehit haberi almaktan artık kahroluyorduk! Ama son zamanlarda çok şükür gelmiyor. Ülkenin her noktasında bir tedirginlik var. Biraz tansiyonun düşmesi lazım, huzura ermesi lazım.

Hacer Zeren: Sayın Başkan çok teşekkür ederiz.

YORUM YAZ

  • Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.
  • Henüz yorum yapılmamış.