EkonomiGündemManşet18 Nisan’daki satış teklifi öncesinde Şeker-İş Burdur Şube Başkanı Mustafa Onay, Yeni Gün’e konuştu: “İÇİMİZ SIZLIYOR!”

6 ay ago

2018 Şubat ayından bu yana ülke ve Burdur gündeminde geniş yankı bulan içersinde ilimizin de yer aldığı 14 Şeker Fabrikasının satışı, özelleştirilmesinde süreç, takvim planlandığı şekilde ilerliyor. Yarın, 18 Nisan 2018 tarihi Burdur için, Burdur’un tarihine iz vuracak bir gün… Özelleştirme İdaresi’nin açıkladığı takvime göre; 18 Nisan’da Burdur Şeker Fabrikasının satışı için teklifler alınacak. Burdur’da bütün gözler, dikkatler Ankara’daki Şeker Fabrikası’nın satış ihalesine çevrildi.

İşte; bu noktada, Şeker Fabrikaları ile ilgili süreci başından bu yana yakından takip ederek, gelişmeler hakkında okurlarımızı bilgilendiren Yeni Gün, Burdur Şeker Fabrikası’na verilecek teklifler öncesinde şeker sektörünün en önemli isimlerinden, paydaşlarından biri olan Şeker-İş Burdur Şube Başkanı Mustafa Onay’ın görüşlerini aldı. Muhabirimiz Filiz Eryılmaz’a verdiği özel mülakatta, çarpıcı konuşmalar yapan Onay, Şeker Fabrikalarının özelleştirilme süreci, şimdiye kadar satışı yapılan Fabrikalar, Burdur Şeker Fabrikası’nın durumunun ne olacağı, ihale öngörüleri hakkında değerlendirmelerde bulundu.

“İçimiz sızlıyor, Burdur’un tek tüten bacası” diyen Onay, Şeker Fabrikalarının bu şekilde satılmasına, Özelleştirme İdaresi’nin satış yöntemine itirazlarını yüksek bir sesle dile getiriyor, yineliyor… Şeker İş Sendikası Başkanı Mustafa Onay’ın  öne çıkan açıklamaları şöyle:

“Ülkemizin sorunlar silsilesiyle kritik bir eşikten geçtiği, yurt içi ve sınır ötesi operasyonlarla adeta beka mücadelesi verdiğimiz bir dönemde Şeker Fabrikalarının satışının gündemi ile karşı karşıyayız. Kamuoyunun da bildiği üzere daha önce de özelleştirme süreci ile girdiği kasisli ve çukurlu yollarda her zaman metanetli, ferasetli, soğukkanlı ve iradeli olmayı kendisine bir vazife sayan Şeker işçisi bugün de yılmadan, yıkılmadan ve kırmadan alın teri ile fabrikalarına sahip çıkarak millilikten uzak, Özelleştirme İdaresi başkanlığına karşı inadına milli bir duruş sergilemektedir. Bugün de yine Özelleştirme İdaresinin klasik hale getirdiği, adına sat-kurtul ya da yangından mal kaçırmak denilen ne işçinin, ne üreticinin, ne esnafın, ne de ülkemizin menfaatleri ile örtüşmeyen ve şekerin önemini bir çırpıda silip atan, satış sevdası ile karşı karşıya bulunmaktayız. Ne yazık ki her zaman olduğu gibi siyah ve beyazın karışması, karakterlerin grileşmesi bugün de vehamet boyuta ulaşmıştır.

Bilindiği üzere; 14 Şeker Fabrikasının satışı 20 Şubat 2018 tarihinden itibaren başladı ve artık Burdur Şeker Fabrikasının ihalesi de 18 Nisan 2018 tarihinde teklifler verilecek,  24 veya 25 Nisan tarihlerinde de ihalesi yapılarak artık 1955 yılında kurulmuş olan fabrikamızın sonuna doğru yaklaşmış olacağız. Tabiki içimiz sızlıyor. Burdur’un tek tüten bacası. Kurulu ağır sanayisinin satılarak beş yıl çalışma garantisinden sonra beş yıl sonra ne olacağı belli olmayan satış yöntemi ile şu an  karşı karşıyayız. Özelleştirme İdaresi Başkanlığının yapmış olduğu şu ana kadar 4 ihale var. Beş ihalenin teklifleri verildi, ama ihalesi yapılmadı. Bunlardan ilki Bor, ikincisi Kırşehir, Çorum ve Yozgat Fabrikaları. Ilgın, Turhal ve Erzurum Fabrikalarının da ihalesi yapıldı. Kastamonu ve Erzincan Fabrikalarına alıcı çıkmadı. 18 Nisan 2018 tarihinde de Burdur, Afyon, Alpullu, Elbistan ve Muş Fabrikaları için teklif verilecek.

Biz Özelleştirme İdaresine şunu sorduk. Fabrikaların arazilerine mi, fabrikanın işletme alanına mı değer biçmiyorsunuz? Satış rakamlarını gördüğümüzde 2012 yılı içerisinde bir özelleştirme gerçeği ile karşı karşıya kalmıştık. Bu Şeker Fabrikalarının içinde olduğu bir özelleştirme vardı. Buradaki satış gerçekleştikten sonra bin ton şekerin karşılığı 2 bin 15 dolardan satışa sunulmuştu. Bugüne baktığınızda Şeker Fabrikalarının satışı 1350 dolara tekabül etmekte. Demek ki; 2012 yılı ile 2018 yılına girdiğimizde ülkede dolar 4 bin lirayı geçmişken Özelleştirme İdaresindeki dolar kuru herhalde! gerilemiş, yaklaşık olarak bin ton da 700 dolar zarara bir satışı söz konusu. Ben Türk lirası olarak değerlendirdim bu dört fabrikayı. Bor, Kırşehir, Çorum, Yozgat Şeker Fabrikaları 1 milyon 469 bin liraya satılmış. 2012’deki değerlerini koyduğunuz zaman 2 milyon 298 bin lira satılması gerekirken 1569 liraya satılmış ve burada 829 milyon gibi bir değer kaybolmuş gitmiş. Biz yine de toplumu uyarıyoruz, böyle bir satışı tasvip etmiyoruz. Toplum yararının gözetilmesi gerektiğini düşünüyoruz. İnşallah Burdur Şeker Fabrikamızın da böyle zararlı bir şekilde satılmayacağına inanıyoruz.

Burdur, satışa çıkarılan Şeker Fabrikaları içerisinde arazisi en değerli olan fabrikalardan bir tanesi.  Arazinin tel örgü içerisindeki tamamının metrekaresi 587 bin 124 metre kare idi. 13 Nisan 2018 tarihinde Özelleştirme İdaresinden bir zeyilname geldi. Bu zeyilname doğrultusunda Gülyağı Fabrikası olarak ve Şeker Fabrikasının çim sahası olarak tabir ettiğimiz bölgede 35 bin 583 metrekare alanın satışı iptal edildi. Böylece 551 bin 541 metrekare kaldı. Tabi bu rakama 68 bin metre kare çamur havuzlarını da katmamız gerekiyor. Satışı iptal edilen bölgede fabrikanın çalışabilmesi için derin kuyu olarak tabir ettiğimiz iki adet su kuyularımız var.  Bu derin kuyulardan elde ettiğimiz su ile Şeker Fabrikasının Eylül ayında başlayacak olan işletmesinin yürütülebilmesi için bu sulara ihtiyacı var. Buradaki araziye yapılacak olan herhangi bir yapı ya da verilecek olan kuruma tahsis edildiği zaman bizim ya da özel firmaların bu suyu kullanma şansı olmayacak. Dolayısı ile yeni bir su arayışına gidilmek zorunda kalınacaktır. Su bulunamadığı takdirde Şeker Fabrikasının çalıştırılması bu kampanyada ya da ileri zamanlarda mümkün olmayacaktır.

Arazi değerlerine gelince Belediyenin emlak rayiç değeri bizim Şeker Fabrikası arazisi için 700 TL. 551 bin 541 metrekare alana ve 68 bin 541 metrekare olan çamur havuzları da satışa sunulduğu için metrekare olarak satışının yapılması söz konusu olacaktır.  Ama bugün diğer Şeker Fabrikalarının satışına baktığımız zaman sanki araziler hiç göz önünde bulundurulmamış, verilen şeker kotası ile Şeker Fabrikalarının satışı istenmiştir. Burdur Şeker Fabrikasına tahsis edilen şeker kotası 74 bin ton bir yılda. 74 bin ton Şeker  Kotası yaklaşık olarak 700 bin ton pancara tekabül etmektedir. Bu sene 600 bin ton kota verdiniz. Yağışlar az. Bu çiftçi pancarı ekemediği takdirde, bu şekeri elde etme şansınız yok. 74 bin ton şekeri çıkarmak zorundasınız. Şekeri üretmek için pancar bulmanız gerekiyor. Dolayısı ile bu pancarı almak için maliyeti düşük bölgelerden pancar getirteceksiniz. Pancar devlet elinde iken yağmurlar iyi olmadı barajlarda su yok. Siz fabrika ile bir sözleşme imzalıyorsunuz. Bu sözleşmede taahhüt ettiğiniz tonu getiremezseniz cezai işlem uygulanıyor.

Özel firmalar tabiki devlet kadar üreticiye yardımcı olmayacaklarından siz elde ettiğiniz kotanın altında pancar getirirseniz, size özel fabrikalar, özel işletmeler cezai işlem uygulayacaktır. Bir süre sonra çiftçiler pancar üretiminden zarar ettikleri için pancar üretimini bitirmek zorunda kalacaklardır.  Bu özelleştirme gerçekleşirse biz Şeker Fabrikasının beş yıl çalışacağını tahmin etmiyoruz. Hele nişasta bazlı şekerler konusunda özelleştirme olmadan öncede halkı bilinçlendirmeye çalıştık. Özelleştirme gerçeği gün yüzüne net olarak çıktıktan sonra da tatlandırıcıları Hükümet bile duyarak nişasta bazlı şekerlerin kotasını yüzde ondan yüzde beşe indirdi. Nişasta bazlı şekerlerin kotasını yüzde beşe indirdiler, ama Bosna Hersek’ten 20 bin ton tatlandırıcı ve hiçbir şekilde gümrük kapılarında vergi ödemeden bu tatlandırıcıları Türkiye’ye katıyorsunuz. Biz çocuklarıma, torunlarımıza, ailemize nişasta bazlı şeker ve tatlandırıcı yedirmek zorunda değiliz.

Lütfen Hükümet yetkileri bunları çok iyi düşünsünler. Avrupa Birliği ülkelerinde yüzde sıfır ile yüzde bir arasında düşen tatlandırıcı kotalarının Türkiye’de de uygulanması gümrük kapılarının hem nişasta bazlı şekerlere hem de tatlandırıcılara kapalı hale getirilmesini, biz bir vatandaş olarak Hükümetten istiyoruz. Şeker Fabrikalarının özelleştirilmeleri bitirildiğinde, yeni alıcılarına verilerek çalıştırılmaya devam edecek.

Ama biz bu satıştaki hataları Danıştay’a götürdük hem de bugün verilen rakamları Danıştay’a götürerek bu satışların yanlış olduğunu yargı yoluyla söylemeye çalışıyoruz.  Tabi biz Türk Yargısına inanıyoruz güveniyoruz. Bu yanlıştan döneceklerini tahmin ediyoruz. Bu yanlıştan dönülmezse, eğer ben tüm Burdur halkına ‘Şeker Fabrikalarına sahip çıkmaları konusunda el birliği ile ne yapılması gerekiyorsa yapalım’ dedim… İşçilerimiz konusuna gelince özelleştirme gerçekleştiği takdirde şu an itibari ile 164 daimi işçimiz var. Bu 164 daimi işçimizden emekliliği dolanlar devirden önce kıdem ve ihbar tazminatları ödenerek emekli olacaklar. Emekli sayımız yaklaşık olarak 100 kişi. Bu tabi kesin bir rakam değil. Emekliliği dolmayan daimi  işçiler şu an devletin elinde bulunan fabrikalara tayin isteyebilecekler. Yani tayin ile gidiyorlar Burdur’da kalmıyorlar. Buda bir gelir kaybıdır. 97 adet mevsimlik işçimiz var, bu arkadaşlarımız da eski 4C yeni 4B statüsüne geçip tercih ettikleri illerde çalışmaya devam edecekler. Burada mücadelemiz de işçilerimizle ilgili hiçbir kaygı- mızın olmadığını tekrar altını çizerek söylemek istiyorum. Tabi 164 tane daimi işçimizin burada kalma gibi bir durumu olmadığı için Burdur esnafıına da bir gelir kaybı olacağını düşünüyorum.”

Filiz ERYILMAZ

Kodlama : SadeMedia Interactive