ÇevreManşetKORKUTAN UYARI! (Öztürk Sarıca: Burdur Gölü biterse, bölgede kanser vakaları artacak)

3 ay ago

Burdur’un Karakent Köyü yakınlarındaki Lisina Doğa Proje Sorumlusu Öztürk Sarıca DHA’ya yaptığı açıklamada; Burdur ve çevresinde önümüzdeki yıllarda ciddi anlamda kanser hastası sayısında artış olacağını söyledi.

‘Lisinia proje alanına gelenlere neler kanser yapıyor, susuzluğa çareler nedir, Burdur Gölü için çözümler nedir konularında bilgilendirme yaptıklarını söyleyen Sarıca “özellikle sıfır kimyasal ürünlerle kansere karşı proje kapsamında mümkün olduğunca burada göstererek birşeyler yapmaya çalışıyoruz. Hiçbir kimyasal kullanmadan üretimler yapıyoruz” dedi.

“Sularımız azaldıkça içindeki kanser yoğunlukları artıyor” diyen Sarıca “önümüzdeki yıllarda ciddi anlamda susuzluk ve kanser patlaması bekliyoruz Burdur Gölü ve çevresinde kanserde artış olacak. Burdur Gölü kapalı havza. Bütün sanayi atıkları, tuvalet atıkları, doğanın bütün atıkları ve çöplerden gelen atıklar gölde. Bunca kimyasalın toplandığı bir havza sularla birlikte bunu tutuyor. Suyunu kaybettiğinizde geriye kimyasallarınız kalacak. Kanserlerin büyük kısmı kimyasallardan oluşuyor. Dünyada yasaklanan ne kadar kimyasal varsa Burdur gölünde olduğunu ben iddia ediyorum” diye konuştu.

Aral Gölü kuruduğunda etrafındaki 1 milyona yakın insanın kanser olduğunu anlatan Sarıca “Burdur Gölü kuruduğunda da etrafındaki bir çok insan kanser olacak. Bizim projemiz özellikle kansere karşı olduğu için sularımızı ihtiyatlı kullanmamız ve Burdur Gölü’nün ömrünü uzatma konusunda çalışmalar yapıyoruz. Burdur Gölünün ömrünü uzatalım, yavaş yavaş çekilsin ki bu çekilme sırasında etrafını yeşillendirelim ve tozların ordan kalkmasını engelleyelim ve bu kimyasal tozlar insanların üzerine yağmasın. Derdimiz bu” ifadelerini kullandı.

90’lı yıllarda yayınlanan bir raporda Türkiye’deki erozyonun sebebi olarak keçilerin gösterildiğini anlatan Sarıca “Ben Veteriner Hekimim. O dönemde dağlardaki keçilerimiz kıyımdan geçti. Çok geçmedi bir yıl sonra et ve süt sıkıntısı yaşandı. Dönemin hükümeti yaşanan et ve süt sıkıntısını aşmak için yurtdışından inekler getirdi. Getirilmesi gerekiyordu. Elinizde et ve süt yok, insanların beslenmesi gerekiyor. Ama Holstein inekler konusunda biz uyardık. ‘Bu inekler doymaz’ dedik. Çünkü bu hayvanlar sabahtan akşama kadar ot yiyor. Nitekim öylede oldu. Getirilen inekler köylüye yarı fiyatına verildi. Buna rağmen köylü zarar etmeye başladı. Çünkü hayvanlar doymuyordu. Bunları doyurmak için mısır ve yonca üretemek gerekiyordu. Su canavarı olan Mısır ve Yoncayı bu ülkede üretmeye başladık. Suyunuz yok, köylü istiyor. Köylü, ‘hayvancılık yapıyorum mısır ve yonca üreteceğim para kazanmam lazım’ diye sürekli siyasilere baskı yaptı. Siyasiler vatandaşın isteğine nereye kadar direnebilir. Göletler yapıldı, sondajlar açıldı, kaçak sondajlar başladı. Burdur Gölü tektonik bir göl. Beslenmesinin büyük bir kısmı yeraltından. Yeraltından besleniyor. Bir fay kırığından sürekli su alıyor. Ama dağlarda bile artık sondajlar olduğu için, dağlarda bile büyükbaş hayvancılık yapıldığı için, su oradan derelere ulaşmıyor, yeraltı sularına karışmıyor orada kalıyor ve göle ulaşmıyor maalesef…”

Türkiye’de 7 yıldan bu yana su tüketmeyen aromatik bitkiler ile uğraştığını aktaran Sarıca “300 dekarla başlamıştık. Şu anda 2300 dekara çıktık. Görsünler taşların içinde yapıldığını, susuz yetiştiğini, bunun ekoturizmini yaratalım. İnsanlar para kazandığı şeyleri yapar. Aromatik birkiden para kazanıldığını görsünler diye uğraşıyorum” dedi.

Gölü kurtarma projelerinde ürün deseninin değiştirilmesinin en başta olması gerekirken en aşağıda, kıyıda köşede kaldığını söyleyen Sarıca “su konusunda tasarruf etmek istiyorsak ilk önce suyun en fazla nerede kullanıldığına bakacağız. Göller Yöresi’ndeki su büyükbaş hayvancılıkta kullanılıyor. Mısır ve Yonca üretiminde kullanıyoruz. O zaman ne yapacağız mısır ve yoncaya alternatif ürünler geliştirmemiz lazım. Nedir bunlar. Lavanta, Kekik, Ada Çayı. Şu anda 34 bitki ile çalışıyoruz. Gül dışında hiç birisi su tüketmiyor. Gül de damlama sulama kullanıyoruz. Projenin başından bu yana damlama sulama ile ilgili olarka insanları bilinçlendirmeye çalışıyoruz. Damlama sulama da önümüzdeki 5-6 yıl içinde yerini tamamen susuz tarıma bırakmak zorunda eğer temiz içme suyu istiyorsak. Çünkü göletlerin suyunu kullanmaya başlayacağız içme suyu olarak. Çevresel anlamda bunun mutlaka değerlendirilmesi gerekiyor. Ne kadar sağlıklı olacak” dedi.

Sarıca “Önümüzdeki yılların içme sularını kaybediyoruz. İçme suyu ile mısır ve yonca üretmeyi bir an önce bitirmemiz gerekiyor. Göletleri sondajları yasaklamak çözüm değil. Aromatik bitkiler konusunda köylüyü yönlendirmemiz gerekiyor. Bakanlık mısır ve yoncaya vereceği desteği aromatik bitkileri verseydi” ifadelerini kullandı.

Kodlama : SadeMedia Interactive