1954 'ten bugüne BURDUR'DA    e-posta : yenigungazete@ttmail.com

1 Kasım’da 7 Haziran’a göre neler değişecek?

23 Ekim 2015, Cuma, 6:32 | Gündem, Manşet, Siyaset, Sürmanşet | 514 kere okundu | Bu haberi Facebook'ta Paylaş

1 Kasım 2015 erken genel seçimlerine son bir hafta kala ilimizde de siyasi yarış heyecanı artıyor. Burdur’da önümüzdeki hafta toplam 191 bin 138 seçmen 686 sandık’ta 26. dönem Milletvekilliği seçimi için sandık başına gidecek.

TBMM’de 3 Milletvekilliği ile temsil edilen Burdur’da partiler ve adaylar çalışmalarını sürdürüyor. Her ne kadar daha önceki seçimlere göre bir seçim havası oluşmasa da, Türkiye’de olduğu gibi Burdur’da da herkes seçim sonuçlarına kilitlenmiş durumda…

7 Haziran 2015 genel seçimlerine göre tablo değişecek mi? Burdur’da nasıl bir sonuç ortaya çıkacak? AK Parti hedeflediği 2 vekili sayısına ulaşabilecek mi? Yoksa yine Burdur’da 1-1-1 diye formüle edilen netice mi, AK Parti, CHP ve MHP birer vekil mi çıkaracak? CHP oylarını artıracak mı? MHP Burdur’dan vekil çıkarma başarısını pekiştirerek sürdürecek mi?

Bu tür soruları, listeyi uzatmak mümkün… İlimizde siyaseti takip edenler, otoriteler, siyasi kulisler bu soruların cevabı peşinde. Tüm değerlendirmeler, yorumlar, analizler bu soruların doğru yanıtını bulabilme, seçim sonuçlarını tahmin edebilme, öngörebilme adına yapılıyor.

Elbette; bu seçim doğası gereği, adı üstünde genel seçim. Yani ülke genelindeki havanın, konjonktürün etkili olduğu, parti amblemlerinin, liderlerin etkisinin daha çok öne çıktığı, yerel dinamiklerin ise daha geri planda kaldığı, etkilerinin sınırlı olduğu bir seçim. Bu nedenle; Burdur’da o sıkça konuşulan, tartışılan aday listeleri, bölgesel dağılım ve diğer yerel faktörlerin sonuca tesirinin sınırlı olduğunu, asıl ülke genelindeki dinamiklerin baskın olduğu gerçeğini unutmamak gerekiyor.

Bilindiği gibi; Türkiye’de seçmen özellikle 12 Eylül’den sonra yapılan genel seçimlerde, tercihlerinde ağırlık merkezi hep ‘ekonomi’ oldu. Vatandaşın tercihini doğrudan etkileyen unsur ‘halkın cebi’ ekonomik gelişmeler oldu. Ülkemizde iktidar partilerinin, kitle partilerinin kaderini ekonomi eksenli (büyüme, kalkınma, gelişme, refah) gelişmeler belirledi.

Tabiiki her seçimin kendine göre şartları, kendine özgü öne çıkan gelişmeleri, hikayesi var. Türkiye, 7 Haziran 2015 genel seçiminden sonra yaklaşık beş ay sonra yeniden seçime giderken, 5 ay öncesinden farklı olarak terör ve güvenlik meselelerinin öne çıktığı bir gündemle seçim gerçekleştiriyor. Neredeyse; terör son birkaç aydır bir numaralı gündem maddesi. 7 Haziran seçiminden sonra Suruç’ta başlayan bombalı saldırı, ardından PKK’nın Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgesinde başlattığı hain saldırılar, birbiri ardına gelen şehit haberleri ve en son Ankara’daTren Garı’nda meydana gelen en kanlı terör saldırısı ile birlikte, ister istemez terör ve güvenlik sorunu seçimin de öne geçen konu başlığı oldu.

1 Kasım 2015 seçimleri öncesinde 7 Haziran sonuçları ile bağlantılı olarak iz bırakan, çok konuşulan bir tespit de; giderek artan ‘kutuplaşma ortamı… ‘Artık; Türkiye’de seçmenin son yıllarda ardarda yapılan seçimlerde tercihlerinin iyice kemikleştiği, kolay kolay oy verdiği parti’den vazgeçmediği, kamplaşma, cepheleeme ortamının da bunu körüklediği şeklinde yapılan yorumlar öne çıkıyor, büyük kabul görüyor. Seçmenin ‘kimlik siyaseti’ne teslim olduğu, kimliklerine göre partilere oy verdiğinin altı çizilerek günümüz Türkiyesi’nde de 4 farklı dünya görüşünü, kimliği yanısıtan bir yapının ortaya çıktığı, bu yapının 1 Kasım’da süreceği beklentisi çen ok konuşulan konuların arasında. (Muhafazakarlar AK Parti’ye, laikler CHP’ye, Türk Milliyetçileri MHP’ye, Kürt Milliyetçileri HDP’ye oy veriyor diye özetlenen kimlik siyaseti)

Ve 7 Haziran’a göre bir karşılaştırma yapıldığında; seçimin en çok konuşulan, merek edilen temel sorusu da değişti. 7 Haziran öncesinde; “HDP’nin barajı geçip geçmeyeceği?” sorusu seçimin en çok merak edilen konusu idi… 1 Kasım seçiminin en çok konuşulan, merak edilen sorusu ise; “AK Parti’nin tek başına iktidar olup olmayacağı?” 1 Kasım’ın hikayesi, kurgusu bu soru üzerinden yazılıyor.

Büyük bir çoğunluğa göre; 7 Haziran’a göre sonuçlar pek bir şeyi değiştirmeyeceğinden, bu seçim boşuna yapılıyor. Tek parti iktidarını uzak gören, 4 parçalı yapının bundan sonra da koalisyon çıkaracağını savunanlar 1 Kasım’dan sonra da yine bir koalisyonun Türkiye’yi beklediğini öne sürüyorlar. (Bu çevrelerin en büyük tezi HDP %10’u aştığı takdirde AK Parti’nin tek başına çoğunluğu elde edemeyeceği iddiası)

Buna karşı olanlar ise; toplumda son dört-beş ay’da gerek terör meselesinde gerek ekonomik gelişmelerde ‘istikrar’ vurgusu yaparak, vatandaşların, özellikle de kararsız seçmenlerin tek başına iktidar adına, güçlü bir Hükümet kurulabilmesi için AK Parti’ye destek olarak, HDP barajı aşsa bile, AK Parti’nin % 44- 45’leri bularak, tek başına iktidar olma imkanını yakalayacağına inanıyor.

İşte; tüm bu soruların cevaplarını, bu değerlendirmelerin ne kadarının doğru, isabetli yorumlar, tahliller olduğunu bir hafta sonra sandık’ta göreceğiz…

 

YORUM YAZ

  • Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.
  • Henüz yorum yapılmamış.